Doğal, organik ve ekolojik ürünlerle sağlıklı yaşam

Haber Bültenleri Haber Bültenleri

Organik Diye Adlandırılan Saç Boyaları Gerçekten Organik Mi?

22/10/2017
ile Admin Admin
Organik Saç Boyası

Saç boyama hem teknik, hem de kimyasal özellikleri dikkate alındığında profesyonellerce, yani kuaförler tarafından yapılması daha uygun olan bir işlemdir. Kişiye uygun renklendirme konusu düşünüldüğünde ise en az 2 farklı rengin kullanılması gerektiğinden bu işlemin kalifiye ve uzman kuaförler tarafından yapılması neredeyse zorunluluktur. İşin estetik, pratik, hijyenik, sosyal ve psikolojik boyutları da düşünüldüğünde kuaför salonları sağlıklı, rahat ve doğru saç renklendirme hizmetini alabileceğiniz tek mekânlardır.

Bununla birlikte özellikle Türkiye’de kuaför salonlarında teknik yeterliliğin alternatifi olarak farklılığı ve profesyonelliği vurgulamak adına klasik oksidasyon boyamanın haricinde farklı bir takım boya hizmetleri de tutundurulmuştur. Bunların içinde en hassas ve kritik olanı bazı kuaför salonlarının tarifelerinde yer alan “bitkisel boya” hizmetidir.

Bu salonlarda maalesef tüketiciler bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanıltılmaktadırlar. Çünkü yeryüzünde saç boyama özelliği ile bilinen ve yüzyıllardır kullanılan TEK bitkisel boya doğal kınadır.

Aynı şekilde bazı ithalatçı, dağıtıcı ve kuaför salonları, “organik boya” adı ile andıkları bazı ürünlerini “sağlığına düşkün kişilere daha uygun”, “sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası” hatta “sağlığa iyi geldiği” gibi aldatmacalarla da insan sağlığını hiçe saymaktadırlar.

Sağlık Bakanlığı’nın ithalat öncesi ve sonrasındaki tüm kontrol ve denetlemelerine rağmen söz konusu ithalatçı ve dağıtıcılardan bazıları bu sözde organik saç boyalarının “kadınların sağlığını korumaya odaklanmış” ve “yalnızca en iyi kuaför salonlarında” bulunduğundan dem vurmakta, aynı zamanda kendi ürünlerinin doğal olarak güzelleşmenin tek anahtarı gibi de göstermeye çalışmaktadırlar.

Hâl böyle olunca yanlış algı ve tanıtım yönetimiyle bu ürünlerin kullanıldığı saç boyama hizmetleri de daha yüksek fiyatlardan tüketicilere sunulmaktadır.

Sadece saç boyasının içindeki birkaç bileşeni için verilmiş olan sertifikayı, ürünün tamamını organik gibi pazarlamaya çalışanlara da tanık oluyoruz. Bu sayede diğer zararlı bileşenler maskelenmeye çalışılmaktadır.

İngilizler organik, Almanlar ekolojik, Fransızlar biyolojik ifadelerini kullanırken Türkçede sıklıkla ve kontrolsüz bir şekilde “organik” veya "doğal" kavramları kullanılmaktadır.

“Amonyaksız” adı altında pazarlanan klasik ve sentetik saç boyaları için zararsız, bitkisel hatta organik sıfatlarının kullanılması büyük bir yanılgı ve yanıltmadır. Neden mi?

Uçucu ve doğal bir madde olan amonyak, saç kütikülünü şişirerek sunî boya pigmentlerinin saça girmesini kolaylaştırır. Kendilerine çoğu zaman organik sıfatını takmış olan boyaların birçoğunda amonyak yerine Monoetanolamin (MEA) denen ve uçucu olmayan, daha kuvvetli başka bir alkali madde kullanılır. Bu madde kendi kendine arınmayacağı için saçta etkisi devam eder. Yani amonyakta olduğu gibi etkisi kendi kendine sonlanmaz.

Kozmetik ürünlerde eğer organik terimi kullanılacaksa kesinlikle resmi ve yerel bir otoritenin SERTİFİKASI ve aynı zamanda uluslararası ve bağımsız bir kuruluşun ONAYI gerekir. Bu kuruluşlar da sertifikayı vermeden önce birçok üretim aşamasını tek tek kontrol ederler. (Cosmos, EcoCert, BDIH, Eco Garantie, BIO Cosmetique ve ÖKO-TEST…)

Unutmayın, bir kozmetik ürünün içinde bitki özütü olması o ürünü organik yapmaz! O ürünün içinde hiçbir surette onaylanmış organik kimyasallar listesinde yer almayan sentetikler olmamalıdır.

Ülkemizde de bu tip sertifikalara sahip olmayan birçok ithal ürün, bu ürünlerin üretildiği ülkelerde bile kullanmadıkları kavramları ülkemizde, üstelik bazen "organik ve doğal" şeklinde bir arada bile rahatlıkla kullanabilmektedirler.

Bir kozmetik ürünün sadece hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması da o ürünün organik olduğu anlamına gelmez.

Organik kriterlerinden bazıları söyle listelenebilir:

• En az % 95 bitkisel ve doğal madde olmalı. Ham madde organik tarımdan gelmeli ve organik toplamayla hasat edilmiş olmalı.

• Hayvanlar üzerinde test edilmemiş olmalı.

• Hayvansal hammadde kullanılmamış olmalı.

• Sentetik boya, sentetik koku maddeleri, tüm mineral yağlar, ethoxilise, karbomerler, parabenler, silikon, parafin, Propilen glikol, fenoksietanol kullanılmamış olmalı.

• Ambalajı geri kazanılabilir olmalı.

Tüketicileri yanıltmayı, aldatıcı reklam ve tanıtımlar yaparak toplum sağlığıyla oynamayı önemsiz hatta maddi menfaatler açısından gerekli gören firmalara topyekûn itiraz etmenin vakti gelmiş hatta geçmektedir.

Erdinç Çetinçelik
Kozmetik ve Kuaför Eğitmeni

Kaynak : https://www.evleniyooruz.biz/news/organik-diye-adl...


Bebek Cilt Sağlığı İçin Organik Bebek Bezi ve Pişik Kremi’nin Önemi

14/09/2017
ile Admin Admin
Organik Bebek Zeki

Bebek cildi dermatologların da söylediği gibi 4-6 hafta arasında yetişkin insan cildi ile aynı pH değerlerine ulaşsa da hassas yapısı sebebiyle bir yetişkine göre hastalıklara daha açıktır. Sürekli kapalı olması, idrar ve dışkı sebebiyle neme maruz kalması gibi faktörlerden dolayı bebeğinizin poposu ve bu bölgedeki cilt sağlığı ise ayrı bir önem taşır. Sizler en değerli varlığınızın poposu kuru kalsın, pişik veya başka cilt sorunları yaşamasın diye bezini sık sık değiştirirken, bölgeyi pudra veya nemlendiricilerle yumuşatırken kullandığınız ürünlerin içeriğinde yer alan bazı kimyasallar ise uzun vadede bebeğine ciddi zararlar verebilir. O yüzden bu yazıda da bebek cilt sağlığı açısından organik bebek bezi ve organik pişik kreminin faydalarından bahsedelim.

Pişik Nedir?
Bebek cildinin idrarla temas ettiği bölgede ıslaklık, kapalı, havasız ortam ve bunların yanında sürtünmeden dolayı yaygın olarak görülen tahriş olma problemidir. İdrarlı bez yeteri kadar sık değiştirilmediğinde ve uzun süre kaldığında idrar amonyağa dönüşür ve havasız ortamda cildi de tahriş eden bu maddedir aslında.

Normalde pişik kremleri ile kolayca tedavi edilen bu durum pişik kremlerinin içeriğinde yer alan bazı kimyasallardan dolayı farklı sorunlara da yol açabilir.




Bebek Bezlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?


Yakında Neden Organik Tampon veya Organik Ped Kullanmalısınız? yazısında da bahsedeceğimiz bir madde olan o da ürünleri beyazlatma amacıyla kullanılan klor maddesi. Yetişkin insan sağlığı açısından bile yeteri kadar tehlikeli olan klor bebek bezlerinde de ağartma amacıyla kullanılıyor. Klorla ağartma işleminin artık maddesi dioxin ise vücutta biriktiğinde meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser türleri için zemin hazırlıyor. Piyasada satılan klasik bebek bezleri ise –daha uygun fiyatlı olması sebebiyle- klorla beyazlatılan ve dioxin içeren ürünler. Organik bebek bezleri ise nispeten pahalı da olsa insan sağlığına zararı olmayan oksijen ile ağartılırlar.
Bebek bezlerinde klor dışındaki bir başka tehlike ise akrilamid. Normalde toz halinde bulunan ancak idrarla temas ettiğinde jelleşen akrilamid bebeğin poposuna yapışarak orada kalıyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu akrilamidi ‘insanlar için Grup 2A Olası Kanserojen’ sınıfına ve Avrupa Birliği ise Sınıf 2 karsinojen ve mutajen sınıfına almıştır. Akrilamid’in gıdalarda ve içme suyunda bulunmasının zararları ile ilgili bir blog yazısı da hazırlamaktayız. Bu maddeyle temas eden hayvanların vücutta birikim sonucu uzun vadede kansere yakalandığı görüldüğü için bebeğinizi uzak tutmanız gereken kimyasalların başında yer alıyor.


Organik Olmayan Pişik Kremlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde sıkça kullanılan paraben aslında cildimizin temas edebileceği en tehlikeli kimyasallardan (bkz: Sağlıklı Makyaj Malzemelerinin Önemi).

Bunun dışında pişik kremlerinde sıkça kullanılan Triclosan ve Kanton CG de son derece tehlikeli maddeler.
Triclosan antibakteriyel özellikleri sebebiyle pişik kremlerinde tercih ediliyor ancak Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bu kimyasalın kas ve iskelet sistemine olumsuz etkileri olduğu ve bu sistemlerin gelişimlerini engellediği görülmüş. Ayrıca ;
linkini paylaştığımız haberde de okuyabileceğiniz gibi; ‘sabun, deterjan, şampuan ve diş macunu gibi kimyasal malzemelerin içinde bulunan Tricloasan'ın laborotuvar farelerinde karaciğer kanserini tetiklediği ortaya çıktı.’
The Independent, bilim insanlarının, anti- bakteriyellerde kullanılan Triclosan’ın kanser ve karaciğer rahatsızlıklarını tetiklediğini ortaya koyan bir araştırmasına yer verdi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren California Üniversitesi’nden Prof. Robert Tukey, geniş kullanım alanı olan Triclosan maddesinin karaciğer toksinlenmesi üzerinde büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Triclosan’ın, kanı temizleyen protein hücrelerine zarar vererek, karaciğere etki ettiği, bu etkiyi en aza indirmek için karaciğerin fazla hücre yapımına gitmesinin ise kanseri tetiklediği ifade edildi.

Triklosanın zararlı etkileri
• Suda bulunan klorla reaksiyona girerek kanserojen olan kloroform ve dioksine dönüşebiliyor
• Antibiyotiklere dirençli mikropların gelişime yol açabiliyor
• Hormon bozucu etkileri var (özellikle tiroit ve seks hormonları)
• Bağışıklığı ve beyinde hücre sinyallerini olumsuz etkiliyor
• Egzama gibi alerjik hastalıklara sebep olabiliyor
• Hem kalp hem iskelet kaslarnın fonksiyonlarını bozuyor
Ahmet Rasim Küçükusta hocamızın web sayfasındaki bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.
http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/08/16/yazilar/...

Metilkloroizotiazolinon adıyla da bilinen Kanton CG ise koku giderici olarak kullanılmakla birlikte başta ciltte tahriş ve allerjik reaksiyonlar olmak üzere zaman içerisinde hormonal bozukluklara sebep olduğu, karaciğer ve böbrekler için toksik olduğu görülmüş olan bir kimyasaldır.
http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-metilk...


Bebeğinizin Sağlığı İçin Sizin Yapabilecekleriniz

Aslında yazının başında en değerli varlığınızın hem cilt sağlığı hem de uzun vadede bütünsel sağlığı açısından tehlikeli maddelerden bahsettik. Ulaşması zor olsa da en sağlıklısı bu tarz zararlı maddeler içermeyen, organik maddeler kullanılarak üretilmiş, doğal ve organik olduğu uluslararası kurumlarca test edilip onaylanmış bebek bezleri ve pişik kremleri kullanmanızdır.
Natureyorganik ürün gamında yer alan organik bebek bezleri ve pişik kremleri için tıklayabilirsiniz.

Almanların en büyük korkularından birisi gıdalardaki zararlı katkı maddeleri

09/09/2017
ile Admin Admin

Anket sonuçlarına göre, geçen yıllara oranla artış gözlenen iki endişe nedeninin ise afetler ve gıdalarda bulunan zararlı maddeler olduğu kaydedildi. Anket geçen temmuz ayında patlak verdiği için zehirli yumurta skandalının bu tabloda etkisi olmadığının altını çizen Römstedt, artışın nedeninin çevre konularının medyada giderek daha fazla yer bulmasıyla açıklanabileceğini belirtti.

Kaynak : Deutsche Welle Türkçe

http://www.dw.com/tr/almanlar%C4%B1n-en-b%C3%BCy%C...

Organik Deterjan Nedir? Neden Önemlidir?

12/08/2017
ile Admin Admin
Organik Deterjan Nedir? Neden Önemlidir?

Çamaşır deterjanı, bulaşık deterjanı, sıvı sabun, yüzey temizleyici, yağ çözücü, ahşap temizleyici, çamaşır suyu, banyo temizleyici, cam temizleyici, arap sabunu, tuvalet (WC) temizleyici gibi pek çok temizlik maddesini hemen her gün evlerimizde kullanıyoruz. Peki evimize aldığımız, her gün tenimize direkt temas eden giysilerimizi yıkadığımız, kaçınılmaz olarak çocuklarımızın da dokunduğu, kullandığı bu ürünler ne kadar sağlıklı? Bu konuda neler biliyorsunuz?
Kendi sağlığımız konusunda nedense biraz daha umursamaz olduğumuz acı bir gerçek. Peki çocuklarımızın ve/veya bebeğinizin sağlığı konusunda çok daha hassas olduğumuzu kim inkar edebilir?

Hamilelik ve lohusalık dönemlerinde bu klasik temizlik ürünleriyle temasın solunum ve direkt cilt yoluyla kana karışan toksik ve kimyasal maddelerden dolayı daha tehlikeli olduğunu, hatta artık biraz daha hareketli olan küçük çocuklarınızın klasik zararlı kimyasallar içeren bu tarz deterjanlarla temasının hassas citleri ve genel sağlıkları açısından daha riskli olduğunu biliyor musunuz?


Bu yazıda sizlerle önce genel olarak deterjanlardan ardından da organik deterjan ürünlerinden bahsetmek istiyoruz. Aileniz, sevdikleriniz ve başta da kendiniz için en sağlıklı ürünleri seçmenize umarız yardımcı olabiliriz.

Deterjanlar Nasıl Çalışır?

Tüm temizlik maddelerinde asıl işi “yüzey aktif maddeler” yapar. Bu maddeler suda ve organik maddelerde çözünebilen ve çözünemeyen maddeleri bir arada bulunduran kimyasal çözeltilerdir. Surfaktan (Surface active agent) da denilen bu çözeltiler önce köpük oluşturup kiri söker ve daha sonra bu kiri su içerisinde hapsederek yıkanan ürüne geri dönmesini engeller. Yüzey aktif maddeler anyonik, katyonik, noniyonik veya amfoterik olabilir. Kimisi daha çok temizlik ürünlerinde kullanılırken kimisi de yumuşatıcı veya çamaşır sularında kullanılır. Hatta özellikle katyonik maddeler son derece toksik olmasından dolayı her türlü gıda ve kozmetikte kullanımı yasaktır.

Klasik Kimyasal Deterjanların Tehlikeleri Nelerdir?

Hayatımızda çok önemli bir kolaylık sağlamakla birlikte bu tarz kimyasallar insan hayatı ve çevre için son derece zararlıdır.
Doğada kolay kolay eriyemedikleri için zararlı bir çevresel atıktır. Akarsu ve denizlere karışarak balıklardan başlayıp pek çok canlıyı hatta insan hayatını tehdit eder. Organik ve doğal deterjan ürünlerinde ise böyle bir tehlike görülmez.
Bu tarz deterjanlar sadece mikroplara zarar vermekle kalmaz. Mikrop - insan ayrımı yapamadıkları için insanların da akciğer, karaciğer, cilt ve beyin gibi organlarında hücre ve doku düzeyinde kalıcı hasarlar bırakır. Hipoallerjenik yapıda olmadıkları için bağışıklık sisteminde aşırı tepki oluşması ile karakterize allerji ve reaktif hava yolu (astım) gibi hastalıklara sebep olurlar.
Üstelik bol suyla durulayarak bu kimyasallardan kurtulmak da mümkün değildir. Çünkü her türlü kimyasaldan kurtulmak için çamaşırları 8 ton, bulaşıkları 6 ton suyla durulamak, şampuan kimyasal artıklarından kurtulmak için ise yaklaşık 2 ton suyla durulanmak gerekir ki; bu pratikte imkansızdır.
Klasik deterjanlar sadece temizleme amacıyla içlerine konan maddelerle değil; koku verme, yumuşatma amacıyla gibi farklı sebeplerden dolayı da pek çok kimyasal içerir. Bu kimyasallara uzun süre ve sık sık maruz kalındığında kansere yol açtığı da görülmüştür.
Çamaşır veya bulaşık detarjanları çok da dolaylı olmadan, yani bu ürünlerle yıkanan giysiler ve mutfak malzemelerine dokunarak etkileşime girdiğimiz ürünlerdir. Onlar bile bu kadar tehlikeliyken ;şampuan, sıvı el sabunu gibi cilde tam ve doğrudan temas eden ürünlerin verebileceği zararı tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Organik Temizlik Ürünleri Neden Tercih Edilmeli ?



Organik temizlik ürünlerinin hepsinde (ör: deterjanların) kullanılan ‘’ yüzey aktif madde’’ bitkiseldir. Bu noktada bir detaydan bahsetmek gerekir. Organik deterjan üretiminde su da kullanılır. Su organik bir madde olmadığı için bitkisel veya organik deterjan ürünleri teorik olarak 100% organik değildir. Ancak ürünün içeriğinde kullanılan diğer maddeler (örneğin organik zeytinyağı, organik lavanta) organiktir.
Bir deterjana organik denmesi için içerdiği kimyasalların belirli sınır değerlerin üzerine çıkmaması gerekir (çoğunlukla % 5-10). Tabi ki üretim esnasında kullanılacak bu kimyasallar seçilirken olası en az zararlı olanlar tercih edilir. Dolayısıyla çok daha az oranda kimyasal maddeye temas ederek, bitkisel ürünlerden elde edilmiş deterjanlarla hem sağlığınızı hem de çevreyi koruyabilirsiniz.

Organik Deterjan Markaları Nelerdir?


Sonett, EcoS3, Desert Essence, Miss W ve Seventh Generation sitemizde de ürünlerine erişebileceğiniz, kullananların son derece memnun olduğu markalardan.

Organik Deterjan Aldığınızdan Nasıl Emin Olabilirsiniz?

Uluslararası sertifika kuruluşları her türlü deterjan ve kişisel bakım ürünlerinin içeriklerini analiz ederek belirli sertifikalar veriyorlar. Organik deterjan konusunda en güvenilir kurumlar ise USDA Organic, Ecocert Organic, NaTrue gibi sertifika kuruluşları. Satın almayı düşündüğünüz ürün bu sertifikalardan bir veya birkaçına sahipse içiniz rahat bir şekilde kullanabilirsiniz.

Bu sertifikalara sahip olmayan ancak yine de üzerinde “bitkisel” yazan bir ürün almayı düşünüyorsanız o ürün organik değil, büyük ihtimalle ekolojiktir. Başka bir deyişle; çevre adına duyarlı bir alışveriş yapmış olursunuz, ancak kişisel sağlığınız açısından beklediğiniz düzeyde faydayı göreceğinizi söyleyemeyiz.
Bir başka ayırt etme kriteri ise ürünlerin raf ömrüdür. Normal şartlarda piyasada satılan ürünlerde uzun ömürlü olması için koruyucu kimyasallar kullanılır. Organik deterjan ürünlerinde ise koruyucu kimyasallar ya kullanılmaz ya da sahip olduğu sertifika standartlarına uygun olarak çok düşük oranlarda kullanılır, dolayısıyla organik deterjanların raf ömrü daha kısadır.

Organik temizlik ürünlerimizi incelemek için : http://natureyorganik.com/tr/temizlik/


Hamilelik Öncesi, Hamilelikte, Lohusalıkta ve Emzirirken Saç Boyanabilir mi?

10/08/2017
ile Admin Admin
Hamilelik Öncesi, Hamilelikte, Lohusalıkta ve Emzirirken Saç Boyama

HAMİLELİK ÖNCESİ, HAMİLELİKTE, LOHUSALIKTA VE EMZİRİRKEN SAÇ BOYATILABİLİR Mİ ?

Saç boyası hemen hemen tüm kadınların ve bazı erkeklerin hayatlarının bir döneminde kullandığı, hatta bazılarımızın sürekli olarak kullanmaya devam ettiği ürünlerden. Tabi pazar bu kadar büyük olunca da, piyasada onlarca oyuncu tarafından sunulan binlerce ürün var. Bunların hemen hepsi klasik kimyasal saç boyaları. Bir de organik, bitkisel, ekolojik, doğal diye nitelenen bir grup üründen haberdarız. Kimileri “organik ve doğal ürün olduklarına inanmıyorum, hepsinde kimyasallar var nasılsa” diyerek konunun önemini gözardı ederek kendisinin ve belki de bebeğinin sağlığını riske atıyor, kimileri de “bitkisel saç boyası dışında boya kullanmam” bilinç düzeyine kavuşmuş olmasına rağmen gerçek organik ve doğal bitkisel ürünleri nerede ve nasıl bulacağını bilemiyor.




Günümüzde kadınların çoğu klasik kimyasal bazlı saç boyalarının tehlikelerinin bilincinde olduğu için ve uzmanlar tarafından yapılan uyarılar sonucunda, hayat boyu değilse de en azından hamilelik, lohusalık (doğumdan sonraki ilk 6 hafta) ve emzirdikleri dönem boyunca saçlarını boyatmamaktadır. Bazı uzmanlar ise bu uyarıyı ''hamileliğin ilk 3 ayı bari saçınızı boyatmayın'' şeklinde yapıyorlar. Tabi ki bu uzmanlara sorulan sorunun konusu klasik kimyasal içerikli saç boyaları. Evet bir bakıma klasik kimyasal boyalar söz konusu olunca bu eksik de olsa bir çözüm sayılabilir. Hatta çocuk yapmaya çalışan çiftlerde hem erkek hem de kadının bu dönemde herhangi bir zararlı kimyasala maruz kalmamak çabasında olması en mantıklısıdır. Organik beslenme, organik temizlik ürünleri ve organik kozmetik ürünleri kullanmak dışında ise bu pek de mümkün görünmüyor.

Ancak özellikle bu heyecanlı, hassas ve çok özel dönemde hem güzelliğinizi ve bakımlı görüntünüzü korumak, hem de bebeğinizin ve kendinizin sağlığını korumak gerçek organik saç boyası ürünleriyle mümkün. Güvenilir, organik sertifikalı, yani gerçek organik saç boyaları ile bu dönemlerde de saçlar güvenle boyanabilir.

O yüzden hepimizin sağlığı için; özellikle de hamile ve emziren kadınlar için çok daha önemli olan

bitkisel, organik ya da doğal olarak isimlendirilen saç boyalarını gelin bu yazıda daha yakından tanıyalım.


5 Soruda Gerçek Organik Sertifikalı Bitkisel Saç Boyası


1. Bitkisel Saç Boyası Nedir?

İçerisinde başta amonyak ve peroksid olmak üzere kimyasal madde içermeyen, kına, çivit, yaban mersini, mavi kantaron, papatya, çay, soğan kabuğu veya hatmi çiçeği gibi bitkilerden elde edilen saç boyalarıdır.

Amonyak ve peroksid dışında kimyasal saç boyalarında fenilendiamin (PDA), o-toluylendiamin, resorcin, alfanaftol veya kurşunasetat gibi kimyasallar da kullanılabiliyor. Tabii ki bitkisel veya organik saç boyalarında da bazı kimyasallar kullanılabilir, sonuçta papatyayı dalından koparıp saçımıza sürünce saç rengimiz değişmiyor. Boyanın saça tutunması ve kalıcılığının sağlanması için az da olsa kimyasallara ihtiyaç var ancak bu kimyasalların sağlığa zararlı olmadığı bilinenlerden seçilmesi ve üründeki oranının % 5-10’u geçmemesi gerekir.

2. Kimyasal Saç Boyalarının Zararları Nelerdir?

Kimyasal saç boyaları her kullananda kansere yol açacak diye bir kural yok, ancak uzun süre ve sık kullanımda kansere ve diğer kronik hastalıklara yakalanma olasılığını önemli miktarda arttırdığı görülüyor. Özellikle de genetik yatkınlığı olan, kalıtsal olarak risk altındaki insanlarda çevresel faktörler olan organik dışı beslenme ve kozmetik ürünler yoluyla maruz kalınan kanserojen maddelerin çok azının bile kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı ve/veya yayılımını hızlandırdığı aşikar.

Bu tür saç boyalarının içerisindeki kimyasal ve toksik (zehirli) maddeler özellikle hamile ve emziren kadınlarda kan ve süt yoluyla bebeğe de geçebildiği için tehlikenin boyutu sevdiklerimiz için de büyük.

Kanser gibi ölümcül hastalıkları bir kenara koyarsak; organik olmayan boyaların içerisindeki kimyasal maddeler saçın doğal yapısını bozarak rengin nüfuz etmesi görevini yerine getirirken, daha ilk kullanımda başlayan ve giderek artan bir şekilde saçları matlaştırıyor, saç uçlarının kırılmasına sebep oluyor ve saçı kurutup kırılganlaştırıyor.

3. Bitkisel Saç Boyası Kullanmanın Faydaları Nelerdir?


- En başta; gerçek organik saç boyası ürünlerinin zararlı kimyasal madde içermemelerinden dolayı sağlığa oluşturdukları riskler yok veya yok denecek düzeyde azdır. Özellikle hamile ve emziren kadınların kullanımı için de bu geçerlidir.

- Bitkisel saç boyası kullanımının diğer bir önemli faydası; bu boyalar besleyici bitkisel kına özleri ile üretildikleri için beslerken saça parlaklık da vermesi ve saç tellerini onarmasıdır.


- Saç renginde radikal bir değişiklik yapmadığı, doğal saç rengin üzerinde nüanslar sağladığı için boya sonrası doğal bir görünüm elde edilir.

- Üretim aşamasında kullanılan teknikler sayesinde doğaya zarar vermeden ve ekolojik çevreyi tahrip etmeden üretilen bu ürünleri tercih ederek kendinize ve çocuğunuzun geleceğine bundan daha büyük bir yatırım yapamazsınız.

- Hayvanlar üzerinde test edilmeden üretilmiş olan ürünleri tercih ederek küçük dostlarımızı da korumuş olursunuz. Bu logoyu gördüğünüz zaman hayvan dostlarımızın test aracı olarak kullanılmadığı bir ürünü incelediğinizi anlayabilirsiniz.





4. Gerçek Organik Bitkisel Saç Boyası Kullanırken Bilmeniz Gerekenler



- Çok koyu veya çok açık renkler elde edilemez.



- Organik saç boyası bitkisel ürünlerden elde edildiği için çok geniş bir renk skalası yoktur.



- Ağartıcı ve açıcı içermediğinden her saç üzerinde renk verme etkisi farklı oranlarda olabilir. Bu nedenle saçı boyamadan önce çıkacak rengin tonunu tam olarak kestiremeyebilirsiniz. O yüzden genellikle saçın bir tutamını boyayarak sizin saçınızda oluşacak renk tonunu denemeniz önerilir.



- Yine ağartıcı ve açıcı içermediği ve bu nedenle de alttaki boyayı saçtan söküp atmadığı için alttaki saç rengini tamamen kapatmaz, beyaz tellere ise tama yakın renk verir. Dolayısıyla radikal saç rengi değişiklikleri için uygun değildir. Ancak saçında doğal görünümlü bir renklendirme isteyenler için en ideal ve sağlıklı çözümdür.



5. Bir Boyanın Bitkisel Saç Boyası Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?



Öncelikle kokusundan tahmin yürütebilirsiniz ancak bu asla emin olamayacağınız bir yöntem. Kimyasal saç boyaları ağır kimyasal kokular içerir, oysa bitkisel boyalar daha ferah ve belki bazen hoşunuza gitmeyen bir koku bile olsa doğal kokular yayar.



Daha garantili bir yöntem ise almayı düşündüğünüz ürünün sertifikalarını kontrol etmektir. Dünyada ürünlerin karışımını inceleyen ve doğal ürünlere sertifika vererek tescilleyen pek çok güvenilir kurum var. Aşağıda bahsettiğim kurumlardan bir veya birkaçının sertifikasına sahip bir bitkisel saç boyası görürseniz içiniz rahat bir şekilde satın alabilirsiniz.



BDIH: Sadece organik tarımla üretilen ve ekolojik şartlara uyum sağlayan, hayvanlar üzerinde deney yapılmayan (birkaç kurum hariç), ölü hayvanlardan elde edilmiş madde kullanılmasına izin vermeyen, sentetik boyar madde, petrokimyasallar, GDO ve silikon içermeyen ürünlere onay veren bir Alman sertifikası.



NaTrue: Üç farklı sertifika veren bir Avrupalı sertifika kurumu. Natural Cosmetics With Organic Portion sertifikası için ürün içeriğinin en az %70’inin organik yollarla üretilmesi, Natural Cosmetics sertifikası için organik tarım şartı gerekmese de bazı içerik kurallarına uyulması, Organic Cosmetics sertifikası vermek içinse ürün içeriğinin %95’inin organik tarımla elde edilmesi, GDO, silikon ve petrokimyasal kullanılmaması şartı arıyor.



Ecocert: Farklı sertifikalar veren kurum bu alanda da en bilinenlerden. Ecocert Natural Organic Cosmetic etiketi için ürün içeriğinin %95’inin bitkisel olması ve %10’unun da organik tarımla elde edilmesi, Ecocert Natural Cosmetic etiketi için de ürün içeriğinin %50’sinin bitkisel olması ve %5’inin da organik tarımla elde edilmesi şartını arıyor.



Hepsini burada tek tek yazamasam da Cosmebio, USDA, Soil Association gibi sertifikalar da benzer şartlarla ürünlere onay veriyorlar.



Almayı düşündüğünüz bir organik saç boyası ürününde bu serfikalardan bir veya birkaçını görmeniz halinde ürüne güvenebilirsiniz.



KUAFÖRÜNÜZÜ ORGANİK OLDUĞUNU SANDIĞI ÜRÜNLER KONUSUNDA UYARIN



Son yıllarda konuya olan ilginin artması üzerine; tüm iyi niyetine rağmen, konuya bilgi ve tecrübe anlamında hakim olmayan kuaför ve bakım uzmanlarının salonlarında ‘’organik içerikli yağlar içeren’’, ‘’organik boya özleri içeren’’, ‘’formaldehit içermez’’ ‘’ doğal bitkisel boya içerikli’’ gibi ifadelerle lanse edilen bazı ürünlerle karşı karşıya kalabilir ve bunları kullanmanız için öneriler alabilirsiniz. Özellikle de doğrudan satış yöntemiyle kuaför ve bakım salonlarına dağıtımı yapılan bu tip saç bakım ve saç boyası ürünleri; sizin, doğacak çocuğunuzun ve emzirdiğiniz bebeğinizin sağlığınızı tehdit etmeye malesef devam etmektedir. Bu gibi durumlarda kuaförünüzü veya saç bakım uzmanınızı bu konuda uyarmak ve belki bu yazıyı okumasını sağlamakla işe başlamasını sağlamak akıllıca olacaktır. Bu durumda size en uygun tavsiyemiz organik sertifikalı saç bakım ürününüzü ve saç boyanızı yanınızda götürüp sizin saçınızda o ürünün kullanılmasını sağlamanızdır.



Sitemizdeki organik saç boyası ve bakım ürünlerini incelemek için http://natureyorganik.com/tr/kisisel-bakim/sac-bakim/sac-boyalari/ linkine tıklayabilirsiniz



Yasal Uyarı : Bu sitede yazılan herşey bilgilendirme amaçlıdır, tavsiye niteliğindedir. İlaç, reçete ve tedavi yerine geçmez. Özellikle tıbbi durumlarda, sizi en iyi tanıyan ve takip eden doktorunuza danışmanız önerilir.

Organik makyaj ürünleri kullanmak; kanserden korunmanızı sağlamakla kalmıyor, sizi ve cildinizi yaşlanmaktan da koruyor...

13/07/2017
ile Admin Admin

Yaşlarını göstermeyen kadınların güzellik sırları


Bir kadının yaşını sormak çok büyük kabalık fakat bu kadınların yaşlarını tahmin bile edemeyeceksiniz. Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? İşte yaşlarını göstermeyen kadınların güzellik sırları:


Kaynak : http://www.milliyet.com.tr/yaslarini-gostermeyen-k...

Obezitede kanser riski sigaradan daha fazla

14/06/2017
ile Admin Admin
Obezitede kanser riski sigaradan daha fazla

ABD’de yayınlanan tıp dergisi New England Journal of Medicine’de çıkan bir makaleye göre obezite ve hareketsizlik sigaraya oranla daha fazla kansere yol açıyor.

Amerikan Kanser Toplumu (ACS) tarafından hazırlanan araştırmaya göre sigara kullanımı azalmasına rağmen sağlıksız beslenme alışkanlıklarının kansere bağlı ölümlerin önünü açtığı belirlendi. Bu kanserlerden 13’ünün nedeni ise aşırı kilo. Gazete Habertürk'ün haberine göre Amerikan Kanser Toplumu’ndan Richard Wender, “Obezite ve hareketsiz yaşamın kansere yol açma oranının sigarayı geçebilmesi olağanüstü gibi görünse de sonuç muhtemel. En ciddi kanser tipleri arasında gösterilen cilt ve akciğer kanserlerine sigara ve güneşin zararlı ışınlarının neden olduğu biliniyor. Bunun dışında beslenme ve egzersizin de kanser üzerindeki etkisi göz ardı edilemez” diye konuştu. ACS’nin Stratejik Direktörü Rebecca Siegel da “Kanser hastalıklarının yüzde 20’si beslenme, alkol tüketimi, hareketsiz yaşam veya aşırı kilo olurken; hastalıkların yüzde 30’u ise sigara kaynaklı” bilgisini paylaştı.

New England Journal of Medicine’de çıkan makalade Wender’in “Tüm kanser tiplerinin yüzde 50’si sağlıklı bir yaşam tarzı benimsenerek önlenebilir” vurgusuna da yer verildi. Dünyanın obezite rahatsızlığından en çok etkilenen toplum olan ABD’de bu oran 1970’lerden bu yana 3 katına çıktı.

Haberturk
http://www.haberturk.com/saglik/haber/1527348-obez...

Türkiye'de Organik Ürün Tüketimi

14/06/2017
ile Admin Admin
Türkiye'de Organik Ürün Tüketimi

Ziraat Yüksek Mühendisi Arca Atay

Avrupa’da kişi başına düşen organik ürün tüketimi 150 Euro’ya kadar çıkmışken, Türkiye’ye baktığımızda bu rakam komik denecek kadar az. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık organik ürün miktarı 1 Euro’nun altında.

Peki organik ürün tüketimi ülkemizde neden bu kadar düşük seviyede? Organik ürün tüketimi için kaynaklar mı yetersiz kalıyor, yoksa tüketici mi talep etmiyor?

Türkiye’de organik ürün kullanımı neden desteklenmiyor?

Öncelikle organik üretimi desteklemek daha doğru olacaktır. Birçok kuruluş bu ürünlerin daha sağlıklı olduğunu lanse ediyorlar ama tüketici nezdinde fazla talep olmadığı için organik ürün üretim arzı da Türkiye’de Avrupa ile kıyaslandığında hayli düşük kalıyor. Bugün organik ürünler tonlarca üretiliyor ama bunlar ihraç ediliyor. Bir ürünün talebi artarsa, o kadar insan da onun üretimine yönelir. Mesela 2006 yılında Bursa’da Nilüfer Belediyesi ile organik ürün pazarı kurduk ama çok fazla talep olmadığı için üretici sayısı da giderek azaldı. İstanbul’da Şişli Pazarı daha çok iş yapıyor ama İstanbul’un nüfusunu düşününce bu oran yine düşük kalıyor. İnsanlar konvansiyonel pazarları ya da AVM’leri tercih ediyor.

Organik ürünler neden bu kadar pahalı?

Ben birtakım suiistimaller dışında pahalı olduğuna inanmıyorum. Mesela domatesin konvansiyonel bir pazardaki fiyatı 1 lira ise organik pazardaki fiyatının 2 lira olması gayet normal. Ama tüketicinin şunu düşünmesi gerekiyor, organik üründen alınan besin değeri, antioksidan ve vitaminler konvansiyonel üründen alınan faydadan çok daha fazla. Gıdayla ilgili hastalıklar, hastane ücretleri hesaplanırsa daha ucuza bile geldiği söylenebilir.

Türkiye organik ürünlerin üretimi için gerekli olanaklara sahip mi? Bu olanaklar yeterli seviyede mi?

Tabii ki. Toprağıyla güneşiyle iklimiyle sahip. Çok zor bir tarım şekli de değil bu. En çok şikayet edilen konu tarım kimyasalı kullanmamaktan dolayı böcek istilası olduğunda ürünlere zarar vermesi. Fakat organik tarımda kullanımına izin verilen pek çok preparatlar var, insanların kolaylıkla hazırlayabileceği ve ticari olarak da satılıyorlar. Organik sertifikalı ilaçlar var.

Devlet desteğiyle organik ürün bilincini geliştirici çalışmalar yapılıyor mu? Devlet bu konuda bir teşvik uyguluyor mu?

Devletin organik tarımı teşvik için verdiği birtakım destekler var. Her yıl dönüm başına belli ödemeler yapılıyor. Yeterli olup olmadığı da elbette tartışılabilir. Tarım Bakanlığı organik tarımı destekliyor ama bir bakıyorsunuz GDO’lu ürünleri yem olarak ithaline izin veriyor. Bunlar birbirine tezat şeyler.

Organik ürün tüketimi bilincinin gelişmesi için kuruluşlar ve şahıslar neler yapabilir?

Ailelere yönelik eğitimler verilmesi lazım. Broşür ve kitap gibi şeyler demek istemiyorum, insanlarımızda okuma alışkanlığı yok maalesef. Konferanslar verilebilir, basın bu konuda destek olabilir. Çocuklara da ilkokuldan başlanarak bu eğitim verilmelidir.

Bu bilincin gelişmesi için sizin yaptığınız çalışmalar nelerdir?

Yaklaşık 7-8 yıldır üzerinde çalıştığımız bir yerel tohum meselesi var. Bugün artık biyoçeşitliliğin en büyük zenginliği olan yerel tohumlar, özellikle gıda olarak tüketilenler yok olup gidiyor. Bunları bulup çıkartmak, ekerek çoğaltmak ve duyarlı insanlarla paylaşmak gibi konularda çalışmalar yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl bir tohum kütüphanesi kurduk. 700’e yakın çeşit tohumumuz var, her yıl ekerek çoğaltıyoruz ve insanlara para almadan takas usulüyle dağıtıyoruz.

Kaynak
Gidagundemi.com
http://www.gidagundemi.com/turkiyede-organik-urun-...




Akne İçin Hint Yağı Kullanın ve Bir Gecede Sonuçlarını Görün!

29/04/2017
ile Admin Admin
Hint Yağı

Hint yağı çarpıcı kadınların güzellik sırlarının arkasındaki en güzel malzemelerden biridir! Akne, kadınların bıkmış olduğu devasa cilt sorunlarından biridir!

Özellikle yaz boyunca kadınlar, yağlı cilt tipi akne ve sivilcelerden etkilenmekte ve sadece hintyağı onları kurtarabilmektedir!

Akne için hint yagi, hint yaginin umut verici ve etkili faydalarindan biri olup cildinizi daha genç ve sevimli yapabilir! Akne, sivilceler, lekeler, pigmentasyona karşı direnç, hint yagının en önemli kullanım alanlarından biridir .Cilt, beslenme ve nem gerektiren vücudumuzun en hassas organlarından biridir. Castor yağı, kuru, kırık ve kırılmış cildi besleyen asitler ve sağlıklı yağlar ile doludur.

Akne göz önüne alındığında, yağlı ve yağlı cilt tipleri olan kadınlar, genellikle aknelerden daha fazla muzdariptir. Özellikle yağlı ciltli kadınlar için kir ve kirlilik cilde yapışır ve cildi tahriş edici ve iltihaplı hale getirir! Bu gibi durumlarda, hint yağı enfekte cilt ve sivilcelerle mücadele eder!

Hint yağı cilt tarafından çok iyi derecede emilir böylece bu inanılmaz yağ ciltteki yabancı maddeleri hedef alır ve onları cildinizden atar!

Hintyağının sivilce dahil ciltteki sorunlerı tedavi etmek ve iyileştirmek için özel olarak geliştirilmiş olduğunu söyleyebiliriz! Cildi besler ve nemlendirir.
Bu şaşırtıcı yağ, çeşitli antibakteriyel özellikler, anti-fungal özellikler antioksidanlar ile doludur ve çeşitli enfeksiyonlarla savaşabilir ve cilt sorunlarından kurtulabilirsiniz!

Hint Yağı ile Akne Nasıl Tedavilir?

Hint yağı çeşitli bitkisel karışımlarla birlikte veya tek olarak, akne tedavisinde etkili bir şekilde kullanılabilir. Cilt türünüze göre birden fazla seçenekle, hint yağı akne ile savaşmak ve çarpıcı cildi geri almak için kullanılabilir!

Hint yağı ile sivilce ve akne mücadelesi yapabileceğiniz birkaç kür;

1. Buharlı Temizlik ile birlikte Hint Yağı

Uygulama : Buharlı su ve havlu alın. Düzenli olarak sıcak buharla cildinizi temizleyin.15 dakika bu işelemi uygulayarak cilt
gözeneklerinizin açılmasını sağlayın.Dah sonra kuru bir havlu ile cildinizi kurulayıp hint yağı ile masaj yapın.
Daha sonra soğuk su ile yıkayın.

2. Hint Yağı ve Zeytin Yağı

Uygulama : 2 kaşık hint yağı ve 3 kaşık zeytinyağını karıştırın.Bu karışımı yatmadan önce yüzünüze uygulayın.
Sabah kalktığınızda durulayın.

3. Hint Yağı ve Jojoba Yağı

Bu sadece akne ile savaşmayacak aynı zamanda cildinizi kusursuz ve süper pürüzsüz kılacak doğal bir güzellik tedavisidir!
Jojoba yağı cildi yeterince nemlendirerek cildi besleyici ve muhteşemleştiren gerekli tüm elementlerle doludur.

Uygulama : 2 kaşık hint yağı ve 3 kaşık jojoba yağı karıştırın.Bu karışımı yüzünüze uygulayın ve 20 dakika boyunca bekletin.
Soğuk su ile yıkayın.

Nar Çekirdeği Yağının Cilt İçin Olağan Üstü Faydaları

20/04/2017
ile Admin Admin
Nar Çekirdeği Yağı

1 - Ellagik Asit

Nar tohumu yağı, yüksek bir elagik asit konsantrasyonu içerir.

Ellagic asit, kırmızı ahududu ve diğer meyvelerde bulunan bir polifenolik bileşiktir.
Cilt kanserini, UV hasarını ve kırışık oluşumunu önlemeye yardımcı olduğu görülen bir antioksidandır.
Ellagik asit cildi hafifletir ve aydınlatır.

2- Punik Asit

Nar tohumlarında bulunan bir omega 5 yağ asidi, punik asit cildin inflamasyonunu azaltır ve cilt onarımına yardımcı olur.
Ayrıca cildi nemlendirir ve nem kaybını önler, deriyi güneş hasarından korur ve serbest radikalleri savuşturur.

3- Antioksidanlar

Anti oksidanlarca yüksek olan bu yağ, kırışıklıklara ve ciltteki kalınlaşmaya neden olan serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olur.

4- Tüm Cilt Tiplerine Uygundur

Tüm cilt türleri bu yağdan yararlanabilir. Yağlı bir kalıntı bırakmadan cilt tarafından emilir. Nemlendirmeye yardımcı olmak için kuru ciltli kişiler tarafından kullanılabilir.
Aynı zamanda yağlı ciltli cildin yenilenmesine yardımcı olarak iyi çalışır. Bu yağ gözenekleri tıkamaz.
Nar yağı, epidermisin rejenerasyonunu teşvik eden "keratinosit" çoğalmasını uyarır. Bu cildin yeni cilt hücreleri oluşturarak genç görünümünü korumasına yardımcı olur.

5- Anti-inflamatuar

Flavanoidler ve Punicic acid bu yağı güçlü bir anti-inflamatuar yapar. Ayrıca anti-mikrobik ve yara iyileştirici özelliklere sahiptir.
Nar yağı egzama, güneş yanığı ve sedef hastalığı olan insanlara nem ve rahatlatıcı bir rahatlama sağlar.

6- Derin Penetrasyon

Dış epidermal tabakayı besler, sağlıklı ve kalıcı nem yaratır. Yağlı bir kalıntı bırakmaz.

7- Deri Dokusunu Geliştirir

Keratinositlerin (eski cilt hücrelerinin) daha çabuk kesilmesini sağlayarak cildi yeniden canlandırırken esnekliği geliştirir. Aynı zamanda yara izini de azaltır.

Nar tohumu yağı hormonal dengeyi destekleyerek hem erkekler hem de kadınlardaki deri dokusunu arttıran, insan uyumlu bir pro-östrojen formunu içerir.

8-Yaşlanma Karşıtı

Topikal anti-aging etkileri için mükemmel bir yağ. Serbest radikallere meydan okuyan ve cildinizin çok hızlı yaşlanmasını önleyen antioksidan seviyeleri yüksektir.
Nar tohumu yağı ayrıca kollajen ve elastin üretimini de teşvik eder.

İlgili Ürünler:

Yorumlar

Hi HI
Hi HI
Yeni mesaj
eTicaretif