Doğal, organik ve ekolojik ürünlerle sağlıklı yaşam

Son Eklenenler Son Eklenenler

Haber Bültenleri Haber Bültenleri

Kenevir Tohumu Tozu/Proteinin Faydaları

18/09/2018
ile Admin Admin

Kenevir Tohumu sağlıklı yağlar, yüksek ve kaliteli protein ve çeşitli mineraller içeren bileşen listesi ile son derece besleyici bir süper gıdadır.

Kardiyovasküler sağlığın geliştirilmesine yardımcı

Kenevir tohumu arginin aminoasidi başta olmak üzere kalp sağlığına yararlı sayısız bileşik içermektedir. L-arginin vücudumuzdaki nitrik oksitin öncüsüdür. Kan akışını artırmasından başka optimal kan basıncını korumaya yardımcı olmaktadır. Nitrik oksidin göreviyse kas hücrelerinin oluşumunu desteklemek ve kan damarlarını rahatlatmaktır. Nitrik oksit eksikliği damar tıkanıklığı ile koroner kalp hastalıklarına sebep olur. Kenevir tohumunda bol olarak bulunan gama-linoleik asitin bir başka etkisi ise antienflamatuar olmasıdır. Yapılan çalışmalar kenevir tohumunun kanın pıhtılaşmasının önüne geçip, kalp krizi sonrası iyileşme sürecini hızlandırdığını ortaya koymuştur. Sağlıklı bir kalp oluşturmak için gerekli anahtar bileşenlerin bazıları lif, bitki esaslı protein, sağlıklı yağlar ve az şeker tüketmektir. Kenevir tohumları, bütün bu gerekli şeyleri yapmaya yardımcı olur. Hayvanlarda ve insanlarda yapılan araştırmalar, kenevir tohumlarının kardiyovasküler sağlığı artırabileceğini ve yüksek tansiyonu azaltabileceğini kuvvetle iddia ediyor. Doğal olarak kan basıncını düşürmek, LDL kolesterolü düşürmek, HDL kolesterol seviyesini yükseltmek ve trigliseritleri geliştirmek için sabahları yaptığınız smoothie içeceklerine kenevir tohumu eklemeniz ya da bir çorba kaşığı kenevir tohumu yemeniz önerilir. Kenevir tohumu yağında doymuş yağ oranı doymamış yağın 14 katıdır. Düşük olan doymuş yağ içeriği ile, doymuş yağ oranı yüksek olan tereyağı gibi hayvansal yağların yerine kullanılarak sağlıklı yağ tüketimi yapılabilir. Toplam kalori alımının yüzde 7’ sinden azının doymuş yağlardan sağlanması yüksek kolesterol ve kalp hastalığı riskini azaltmanın en önemli yoludur. Kenevir tohumu yağı kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilir yağ asitleri içerir. İçerdiği yağ asitlerinin belirli sağlık faydaları vardır. Örneğin, içerdiği sitosterol bileşiği kolesterolün düşürülmesine yardımcı olabilir. Sağlıklı hücreleri kanser ilaçları dahil çeşitli zararlı maddelerin hasarından koruyan antioksidan olan tokoferol içermektedir. Tokoferol damar kireçlenmesi (ateroskleroz) ve Alzheimer’ s hastalığı gibi dejeneratif rahatsızlıklardan korunmada yardımcıdır.


Lycos Organik Kenevir Tohumu Protein Tozu

Esansiyel yağ Asitlerinde altın oran

Esansiyel yağ asitleri omega yağlar olup vücutta yapılamazlar, mutlaka besinlerle alınması gereklidir. Kenevir tohumu Omega 3, 6 ve 9 içermektedir. omega-3 % 19-21, omega-6 % 57-58 (ayrıca oleik asit % 12, stearik asit % 2 ve palmitic asit % 6) olarak bulunur. Kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, kanser ve romatizma gibi çeşitli sağlık sorunlarından korunmada yararları gösterilmiştir. Balık kökenli omega-3’ ün bazı kanser ilaçları ile etkileşime girebilmesi, vejateryenlik nedeni ile balık tüketilememesi durumlarında dengeli omega-3 / omega-6 desteği için kenevir tohumu yağı tercih edilebilir. İçerdiği omega-3 yağ asitlerinin omega-6 yağ asitlerine oranı 1’e 3 olup bu oran kanser, iltihap ve kan pıhtılaşması riskini azaltmada en faydalı olabilecek orandır. Yağ asitleri aynı zamanda normal beyin fonksiyonunu destekler. Yağlarda bulunan omega-3’ yağ asitlerinin omega-6 yağ asitlerine oranı neden önemlidir? Batı tipi beslenme tarzında gıdalarla alınan omega-3 yağ asitlerinin omega-6 yağ asitlerine oranı 1’ e 15 veya 1’ e 16 olup genel olarak omega-3 yağ asitlerinden fakirdir. Omega-6 yağ asidinin aşırı tüketilmesi ve çok düşük bir omega-3 / omega-6 oranı günümüz Batı diyetlerinin yol açtığı başta kalp-damar hastalığı, meme ve rahim kanseri , süreğen iltihabi hastalıkların, otoimmün hastalıkların ve pek çok hastalığın tetiklenmesine, görülme sıklığının artmasına neden olur. Omega-3 / omega-6 oranı arttıkça hastalıkların görülme sıklığı azalır, Omega-6 gaz pedalı iken omega-3 fren gibi işlev görür; yani omega-3 yağ asitleri koruyucu etki sağlar. Omega-3 ‘ ün omega-6’ ya oranı 1/4 olduğunda kalp-damar hastalığından ölüm riski % 70 azalır. Bu oran 1/2.5 olursa kolorektal kanserli hastalarda kanser hücrelerinin çoğalması azalır. Meme kanserli hastalarda yüksek omega-3 / omega-6 oranı azalmış risk ile ilişkili bulunmuştur. 1/2-3 arasında bir oranda olması romatoid artrit hastalarında iltihabi sürecin azalmasını sağlarken 1/5 oranı astım hastalarında yararlı etkisi vardır; 1/10 gibi omega-6’ nın yüksek olduğu oranların ise hastalıklarda olumsuz sonuçlarla ilişkisi vardır. Sonuç olarak omega-3’ ün omega-6’ ya oranının 1/3 – 1/2 gibi yüksek olduğu, yani omega-3 tüketiminin daha fazla olduğu durumlarda süreğen hastalıkların görülme riski daha düşük olacaktır. Kenevir tohumu yağında da bu oran ideal olup 1/3’ dür. Soya yağında omega-3’ün omega-6’ ya oranı 1/8, mısırözü yağında 1/46’ dır. Her iki yağın da gıdalarla düzenli tüketilmemesi gerekidir.

Gama Linolenik Asit (GLA) bakımından zengindir

İçeriğinde bulunan ve GLA olarak bilinen Gama Linoleik Asit, çok az yenilebilir kaynaklarda bulunabilen nadir bir omega-6 yağ asidi formudur. Gamma-Linolenik asit (GLA) bazı düzgün kaslara yardım eden, iltihaplanmayı ve vücut ısısını kontrol eden prostoglandinler ve bazı hormonlar için bir yapı taşıdır. Araştırmacılar, muhtemelen hormon sağlığı için GLA takviyesi gerektiğini ve adet semptomlarından muzdarip birçok kadına yardım ettiğini ifade ediyorlar. Kenevir tohumu gibi GLA bakımından zengin gıdaların insanlara şu durumlarda yardımcı olduğu gözlemlenmiştir: DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Bozukluk), meme ağrısı, diyabet ve diyabetik nöropati, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, çoklu skleroz, obezite, adet öncesi sendromu, romatoid artrit, deri alerjileri


Yüksek lif kaynağı

Kenevir tohumu, 4/1 çözünmeyen lif ve çözünen lif oranıyla mükemmel bir diyet lifi kaynağıdır ve sizi uzun süre tok tutar. Ek olarak, bu sağlıklı karışım, bağırsağınızdaki probiyotikleri besler ve sağlam bir bağışıklık sisteminin kurulumuna yardımcı olur. Çözünemez lif, dışkı boşaltılması ve sindirim kanalından geçişi kolaylaştırarak hem ishal hem de kabızlık semptomlarını azaltmada en iyisidir. Diğer taraftan, çözünebilir lif, glikoz emilimini yavaşlatmaktan ve bağırsak geçişini daha da kolaylaştıran sindirim ve gastrik suları arttırmaktan sorumludur. Çözünür lif ayrıca vücutta LDL kolesterol (kötü kolestrol) miktarını azaltan safra suyu salınımını uyarır. Genel olarak, bu iki tip lifin vücuda etkisi, kolorektal kanser ve kardiyovasküler hastalık vs gibi durumlardan kaçınmanıza yardımcı olabilir. Kenevir daha uzun süre tok hissetmenize ve şeker isteğini azaltmanıza yardımcı olabilir. Bazı uzmanlar, kahvaltıda dört çorba kaşığı tohum yemenin bütün gün boyunca fazla açlığa mani olduğunu buldular.

Yüksek magnezyum ve mineral

Kenevir tohumu yüksek oranda fosfor, potasyum, magnezyum, sülfür, kalsiyum, demir ile çinko içermektedir. Bu yönü ile kenevir tohumu mükemmel bir besin kaynağıdır. Magnezyum, çeşitli enzimlerde ve uyarıcı hormonlarda yapı taşı ve katalizör niteliklere sahiptir. Serotonin, magnezyum uygulandığında salınır ve melatonine dönüştürüldüğü beyne gider. Melatonin güçlü bir uyku yardımcısıdır ve uykusuzluk hastaları sıklıkla magnezyum takviyesine ihtiyaç duyarlar. Tek bir porsiyon kenevir tohumu günlük önerilen magnezyum dozunun yaklaşık% 50’sini içerir, bu nedenle bir çorba kaşığı kenevir tohumu faydalı ve iyileştirici bir uykuyu garanti eder.

Osteoporozu önlemeye yardımcı

Kenevir tohumu, kemiklerin oluşması ve güçlendirilmesi için gerekli elementlere sahiptir ve hasar görmüş kemik maddesinin onarılmasına yardımcı olur. Ayrıca, kenevir tohumu ve kenevir tohumu yağı ile elde ettiğiniz kalsiyum ve D vitamini de osteoporozun önlenmesinde ve kemik gelişiminde önemlidir. Kenevir kalsiyum emilimi için gerekli "D vitaminini" içeren tek bitkidir.

Lycos Organik Kenevir Tohumu Protein Tozu

Anemi tedavisine yardımcı

Kenevir tohumundaki bir diğer mineral olan demir, insan vücudundaki kırmızı kan hücresi yapısının ayrılmaz bir parçasıdır. Demir eksikliği anemiye neden olabilir, bu nedenle kenevir tohumu gibi gıdalardan uygun miktarda demir alınması, yorgunluk, baş ağrısı , kas güçsüzlüğü ve geniş bir yelpazedeki diğer belirtilerle kendisini gösteren anemiyi önlemeye yardımcı olabilir.

Kilo kaybı sağlamaya yardımcı

Kenevir tohumu düşük sodyum yükü ve düşük karbonhidrat içermesinin yanında yüksek protein ve lif içeriği ile fazla miktarda kilo alma korkusu olmadan büyük miktarlarda yenilebilir. Yüksek lif oranı, bağırsak içeriğinin iyi sindirimini ve hızlı geçişini teşvik eder. Düzenli kenevir kullanımı daha küçük bir bel ölçüsü ve vücuttaki glikoz düzeylerini düzenleme yeteneği ile bağlantılıdır. Yine kenevirin diyabet için bir risk faktörü olan insülin direncini azalttığı tespit edilmiştir. İçeriğindeki cannabinoid oranıyla paralel iştah artımına rağmen, kenevir kullanan insanlar daha zayıf olmaya meyillidir.

Kas kütlesini artırmaya yardımcı

Kenevir tohumu, insan vücudu tarafından üretilemeyen 8 esansiyel amino asid de dahil omak üzere tüm aminoasidleri içerdiğinden eksiksiz bir protein kaynağı olarak bilinir ve bunlar vücutta yeni dokuların oluşturulması ile kas kütlesi ve yoğunluğunun güçlendirilmesi için gereklidir. Hayvansal gıda ağırlıklı beslenemiyorsanız veya vegansanız, kenevir tohumu sizler için müthiş bir bitkisel temelli protein kaynağıdır. Büftekten alacağınız proteinleri benzer miktarda kenevir tohumundan rahatlıkla karşılayabilirsiniz. 100 gram kenevir tohumu tozu 51 gram protein içerir.

Kanseri önlemeye yardımcı

Kenevir tohumu ve kenevir tohumu yağı içinde belli miktarda fenolik bileşik vardır ve serbest radikalleri ortadan kaldırarak çeşitli kanser türlerini önleyebilen güçlü antioksidanlar gibi davranmaktadırlar. Serbest radikaller, hücresel metabolizmanın toksik yan ürünleridir ve sağlıklı hücrelerin DNA’larını kanserli hücrelere dönüştürerek zarar verebilirler . Kenevir tohumu gibi besinler tüketerek fenolik içeriğinizi artırarak birçok kanser türünün vücutta oluşmasını önleyebilirsiniz. İngiliz Kanser Dergisi, kenevir tohumlarındaki THC’nin glioblastoma multiforme’yi (beyin kanserinin ölümcül bir formu) durdurup muhtemelen tersine çevirebileceğini bildiriyor. Meme Kanseri Araştırma ve Tedavi Günlüğü, kenevir tohumlarındaki THC’nin gelişmiş evre meme kanseri gelişimini yavaşlattığını doğrulamıştır. Almanya Rostock Üniversitesi’nden araştırmacılar, kenevir tohumlarından elde edilen cannabinoidlerin özellikle akciğer kanserinde kanser büyümesini ve metastazı inhibe edebileceğinin benzer kanıtlarını keşfetti. Tüm bunlar kenevir tohumlarını; potansiyel kanserle mücadele gıdaları arasına sokuyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı

Pek çok besin, lif, çeşitli ve orantılı yağ asitleri, komple aminoasitler, vitaminler, mineraller, bazı iz elementler ile fenolik bileşikler içerdiğinden çeşitli sağlık koşullarına ve hastalıklara karşı vücudunuzu savunmaya yardımcı olarak bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

Hormonal dengesizliği düzenlemeye yardımcı

Kenevir tohumunun gamma linoleik asit içeriği , tiroid ve pankreas için bir hormon düzenleyici olarak çalışır ve ciddi menapoz semptomları, ruh hali salınımları, depresyon ve anksiyete gibi hormonal bir dengesizlikten kaynaklanan belirtilerin çoğunu azaltabilir. Ayrıca, kilo alma ve açlığı etkileyen hormonların düzenlenmesine yardımcı olabilir. Genel olarak, hormonlarınızı dengeleyerek vücudunuz optimal, ideal seviyede çalışır.

5 Adımda Kabızlıktan Kurtulun!

27/05/2018
ile Admin Admin
5 Adımda Kabızlıktan Kurtulun!

Kabızlık (Konstipasyon); başlı başına bir rahatsızlık olmaktan ziyade, çoğu zaman başka rahatsızlıkların bir belirtisi ve yansıması olarak meydana gelmektedir. Kabızlık; düzensiz bağırsak hareketleri ve dışkılama zorluğu ile karakterize edilen rahatsızlığa verilen isimdir.

Lif bakımından düşük beslenme faaliyeti, kabızlığın başlıca sebeplerinden biridir. Bunun dışında mide-bağırsak yolundaki enfeksiyonlar, yaşlanma ve hamilelik gibi değişen fizyolojik şartlar da kabızlığa sebep olabilmektedir.

Kabızlığın dahili yollarla giderilmesi için, günlük yeterli/dengeli su ve lif bakımından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneririz. Ayrıca, esansiyel yağlar ile masaj yoluyla kabızlığın üstesinden gelmek de mümkün!

GEREKLİ YAĞLAR:
- 50 mL Organik Jojoba Yağı
- 20 Damla Organik Nane Yaprağı Yağı
-20 Damla Organik Biberiye Yağı

ADIM 1 - YAĞINIZI HAZIRLAYIN.
Koyu renkli ve cam bir şişe içerisine yukarıda belirtilen yağları dökün ve karıştırın. Kullandıktan sonra şişenin ağzını sıkıca kapatmayı, şişeyi çocukların erişemeyeceği, serin ve ışıktan uzak bir yerde muhafaza etmeyi unutmayın.

ADIM 2 - KARIN BÖLGESİNE MASAJ YAPIN.
Hazırladığınız karışımdan yeterli miktarı, karın bölgenize sürün ve parmak uçlarınız ile hafifçe bastırarak saat yönünün tersine, dairesel hareketlerle uygulayın. Ardından, göğüs altı bölgesinden karın bölgesine doğru masaja devam edin.

ADIM 3 - DUŞ ALIN.
Küvetinizi ılık suyla doldurun, küvetin içerisine nane yaprağı ve biberiye esansiyel yağlarından 10'ar damla damlatın. 15-30 dakika arasında duş alın ya da küvette uzanın. Yağlardan sadece cildiniz yolu ile değil, inhalasyon (koklama) yolu ile de faydalanmış olacaksınız!

ADIM 4 - AYAKLARA MASAJ YAPIN.

Hazırladığınız karışımdan küçük miktarda alıp, ayak ve topuk bölgesine masajla uygulama yapın.

ADIM 5 - KOKLAYIN.

Ilık/sıcak su dolu bir kabın içerisine 5'er damla olmak üzere nane yaprağı ve biberiye esansiyel yağlarından damlatın. Kokusunu içinize bir müddet çekin.

Tatlı Badem Yağı ile Bebek Bakımı ve Masajı Nasıl Yapılmalı?

04/05/2018
ile Admin Admin
Organik Tatlı Badem Yağı

Tatlı badem yağının bebeklerin cilt ve saçlarında uygulanması, ilk olarak Hindistan'da uygulanmıştır. Günümüzde, bilimsel verilerin ışığında hemen her ülkede birçok sağlık profesyoneli ve ebeveyn tarafından bebek bakımında tatlı badem yağı tercih edilmektedir.

Hafif olması ve kendine özgü hoş bir aromaya sahip olmasıyla beraber tatlı badem yağı; A, B1, B2, B6 ve E vitaminlerini de ihtiva eder. Sahip olduğu hafif dokusu ve cilt besleyici içeriğinden ötürü tatlı badem yağı, bebekler için eşsiz bir masaj ve cilt bakım yağı konumundadır.

Adım 1:

Kucağınıza ya da uygun bir yere temiz, düzgünce katlanmış bir havlu serin ve bebeğinizin havlunun üzerine uzanmasını sağlayın.

Adım 2:

Yeterli miktarda tatlı badem yağını parmak uçlarınız ile bebeğinizin saçına ve saç derisine nazik ve dairesel hareketlerle birkaç dakika boyunca yedirin.

Bu uygulama, bebeğinizin saç derisini ve saçını besleyerek güçlendirecektir. Ayrıca bu uygulama, bebeklerin beşikte sürekli aynı pozisyonda yatar durumda kalmalarından ötürü saç derisinde oluşabilecek ve büyük kepek tanelerini andıran döküntü ve pullanmış deri parçalarının yıkama yoluyla bebeğinizin cildinden kolayca uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır.

Adım 3:

Bebeğiniz nispeten büyük yaşlarda ise, avcunuza yaklaşık madeni 1 TL kadar alan kaplayacak şekilde tatlı badem yağı dökün ve bebeğinizin saçlarını hijyenik bir tarak ile nazikçe tarayın.

Adım 4:

Avcunuza, yeniden madeni 1 TL'lik alan kaplayacak şekilde tatlı badem yağı dökün. Ellerinizi hafifçe ovuşturun (Elleri ovuşturmak, yağın elde hafifçe ısınmasını sağlayacaktır) ve ardından bebeğinizin vücuduna nazikçe masaj yoluyla yağı uygulayın. Omuzlardan nazikçe başlayarak kollara masaj yapın. Ardından sırasıyla bacaklar, gögüs ve karın, sırt bölgelerine masaj yapın. Masajın ardından, tatlı badem yağını ellerinizden bir organik temizleme mendili ile kolayca uzaklaştırabilirsiniz.

Vanderbilt Üniversitesi'nden Angela Shears'ın çalışmalarına göre tatlı badem yağı ile masaj solunum, dolaşım, sindirim ve boşaltımın düzenlenmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

Yukarıda adım adıma anlatılan bu masaj tekniğinin uygulanması, bebeğinizin rahatlamasına ve daha konforlu uyumasına büyük katkı sağlayacaktır.

Durun, daha bitmedi! Tatlı badem yağı ile masaj uyguması, bebeğinizin gaz ve kolikten kaynaklanan şikayetlerinin giderilmesinde son derece faydalı olabilir! Karın bölgesine hafifçe bastırarak uygulanacak masaj, bebeğinizin gaz sancısı çektiği dönemlerde kurtarıcınız olabilir. Masaj, ebeveyn ile bebek arasındaki duygusal köprünün daha da sağlamlaşmasını da sağlar.

Kaynak:
Vanderbilt University: Massage Therapy and Infants
University of Maryland Medical Center: Infantile Colic
Baby Center: Cradle Cap Eco-Planet: Almond, Almond Oil.

Faslı Kadınların Gençlik İksiri ve 'Sıvı' Altını: Argan Yağı

30/04/2018
ile Admin Admin
Organik Argan Yağı

Argan yağı; Fas'ın yalnızca güneybatısında yetişen ve bilimsel adı Argania spinosa olan ağaçların meyvelerinin, soğuk pres yöntemiyle işlenmesi sonucu elde edilir.
Argan yağı, 1998 yılında UNESCO tarafından argan ağaçlarının koruma altına alınması ile sürdürülebilir bir yapıya kavuşmuştur.
Güzelliğinizi garanti altına almak için kullandığınız onlarca kozmetik ürünü sizi maddi olarak yoruyorsa, organik argan yağı kurtarıcınız olabilir!
Toksik maddeler ve paraben olmadan cildinizi ve saçlarınızı nemlendirip, canlandırmak sizin elinizde! İpuçları yazımızda. :)

Soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş, sertifikalı organik ve saf argan yağı; içeriğindeki yüksek doymamış yağ asitleri, antioksidanlar, vitamin ve mineraller ile cildinizin ve saçlarınızın nemlenmesini, parlamasını sağlamaya yardımcı olacaktır.

GÜNLÜK RUTİNİNİZ SIRASINDA, HAPPY MOMENTS SERTİFİKALI ORGANİK ARGAN YAĞI'NI AŞAĞIDAKİ "9" KULLANIM ÖNERİSİ İLE UYGULAYABİLİRSİNİZ:

Organik Argan Yağı

YÜZ NEMLENDİRİCİSİ:
Sabah ya da akşam cildinizi temizledikten sonra, yalnızca birkaç damla argan yağını yüzünüze ve boynunuza nazik masaj hareketleri ile uygulayın. Argan, yüzünüzde yağlı bir doku hissi bırakmadan yaklaşık yarım saat içerisinde emilecektir.

CANLANDIRICI & PARLATICI YÜZ MASKESİ:
Organik mağazalarda bulabileceğiniz organik yüz maskesinin içerisine yaklaşık 25 damla ekleyeceğiniz argan yağı, yüz maskenizin besleyici ve canlandırıcı etkisini artıracaktır. Eğer kendi yüz maskenizi kendiniz yapmak istiyorsanız; 1 tatlı kaşığı sıkılmış organik limon suyu, 4 yemek kaşığı organik yoğurt, 1 çorba kaşığı organik bal ve 20 damla organik argan yağını karıştırın ve cildinize "tek kullanımlık" olarak uygulayın. Bu ev yapımı maskenin, kuru ve temiz bir cilde uygulanması ve en az 30 dk. ciltte bekletilmesi, ardından ılık suyla ciltten arındırılması gerekmektedir.

KURUMUŞ, ÇATLAMIŞ VE DÖKÜNTÜLÜ DUDAK BAKIMI: Özellikle de sert geçen kış mevsiminin sevimsiz bir armağanı olan çatlamış, kurumuş ve döküntülü dudakların, ihtiyaç duyduğu neme kavuşarak canlanması için; yeterli miktardaki esmer şekerin içine birkaç damla organik argan yağı ve vanilya ekstraktı karıştırın ve dudaklarınıza dairesel ve nazik masaj hareketleri ile uygulayın. 5 dakikalık uygulama periyodundan sonra dudaklarınızı ılık su ile yıkayın.

YÜZ PARLATICISI:
Halihazırda kullandığınız organik bir cilt bakım ürünü (bronzlaştırıcı, nemlendirici vb.) içerisine yaklaşık 10 damla organik argan yağı ekleyerek, yüzünüzün daha parlak bir görünüme sahip olmasına yardımcı olabilirsiniz.

SAÇ KORUYUCU & ŞEKİLLENDİRİCİ:
Duştan hemen sonra, saçlarınız halen ıslak iken, saç uzunluğunuza göre değişen ve yeterli miktarda organik argan yağını önce saç ıdiplerinize ve derinize, ardından saç uçlarınıza ince bir tabaka halinde uygulayın. Sıkça saç kurutma makinesi ve saç düzleştirici kullanımına bağlı saç deformasyonunun önüne geçmek için ideal!

SAÇ ŞEKİLLENDİRİCİ:
Saçlarınız kuru iken, yalnızca birkaç damla organik argan yağını avucunuza damlatın, avuçlarınızı birbirine kavuşturarak yağı hafifçe elinize dağıtıp, ısıtarak saçlarınıza şekil verin. Az miktarlarda dahi uzun süreli etki sağlayacaktır.

GECE BOYU, "YOĞUN" SAÇ BAKIMI:
Cömert miktardaki organik argan yağını önce saç derinize, ardından saç uçlarınıza nazikçe ve masaj hareketleri ile uygulayın. Ardından saçınızı bir bone, streç film ya da baş havlusu ile sararak uyuyun. Ertesi sabah, saçlarınızı yıkayın. Parlayan, yumuşak bukleler sizinle olacak!

DERİ, TOPUK VE TIRNAK KENARLARI YUMUŞATICISI:
Tırnak kenarlarınıza yalnızca birkaç damla organik argan yağını masaj yoluyla uygulayarak tırnak etlerinin yumuşamasını ve sağlık bir tırnak uzamasını sağlayabilirsiniz. Topuk çatlakları ve ayak tırnaklarının yumuşatılması için ise cömert miktardaki organik yağını, gece boyu "yoğun" bakım olarak masaj şeklinde topuk ve ayak tırnaklarınıza uygulayın; kalın bir çorap ile ayaklarınızı destekleyin. Düzenli kullanımın topuklarda ve ayak tırnaklarında yumuşamayı da beraberinde getirdiğini göreceksiniz!

VÜCUT VE BANYO YAĞI:
Yeterli miktarda argan yağını cildinize doğrudan uygulayabilir, banyo ya da vücut yağınızın içerisine katabilirsiniz. Üstelik, bebekler üzerinde kullanımı da uygundur!

Etiketlere dikkat! Çocuğunuz zehir yiyor olabilir!

30/04/2018
ile Admin Admin
Organik Çocuk Ürünleri

Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, ebeveynlere hazır gıda ve paketli ürün alırken içerik etiketlerini okuma çağrısında bulundu

HAZIR GIDA VE PAKETLİ ÜRÜN ALIRKEN İÇERİK ETİKETLERİNİ OKUYUN!


Paketli gıda ve içeceklerde toksik yani zehirli maddeler bulunduğunu belirten Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, ebeveynlere hazır gıda ve paketli ürün alırken içerik etiketlerini okuma çağrısında bulundu.

Ürünlerin içerik etiketlerindeki zararlı maddelerin başında soya lesitini ile fruktoz ya da diğer adıyla nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) geldiğini ifade eden Prof. Dr. Kurtoğlu, özellikle çikolatalarda kullanılan soya ürünlerinin, kadınlık hormonuna benzer etki göstererek kız çocuklarında erken ergenliğe neden olduğunu dile getirdi. Kurtoğlu, bu tür ürünleri satın alırken, etikette, soya yerine farklı bitkilerin lesitinlerinin aranması gerektiğini kaydetti.

FRUKTOZLAR ZEHİRLİ MADDE SINIFINDA


Fruktoz ya da NBŞ'lerin de çocuklarda metabolik hastalıklara neden olduğuna değinen Kurtoğlu, fruktozların toksin ya da zehir olduğuna dair araştırmalar yapıldığına dikkat çekti. Kurtoğlu, yiyeceklerden çok meşrubatlarda kullanılan fruktoz ya da NBŞ'nin etkilerine dair şunları söyledi: "Fruktoz alındığında hızlıca kana karışıyor, karaciğerde şeker metabolizmasını katılmayıp doğrudan karaciğerdeki yağ yapım mekanizmasına karışıyor. Dolayısıyla hem vücut hem de karaciğer yağlanması artıyor. Karaciğer yağlanması artınca, insülin direnciyle birlikte şişmanlık riski ortaya çıkıyor ve ilerleyen dönemlerde metabolik sendrom riski ortaya çıkıyor. Bu, etiketlerde ya fruktoz ya da nişasta bazlı şeker olarak geçiyor."

AMBALAJ İÇERİKLERİ DE TEHLİKELİ

İçeceklerin tutulduğu kutular ve plastik şişelerin içeriğindeki fitalat ve bisfenol A maddesinin de önemli bir endokrin bozucu olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, "Her iki maddenin de şişmanlık ve erken ergenlikte rolü olduğu gösterildi. Polikistik over ve tüylenmeye de yol açtığı tüm dünya ve Türkiye'de yapılan araştırmalarda gösterildi. Onun için bu maddelerin de çözündüğü durumlara dikkat etmek lazım. Plastik şişelerin üretiminde fitalat ve bisfenol A kullanılıyor. Onun için tüm dünyada cam şişeye geçme hazırlıkları var, Türkiye'de de geçilmesinde fayda var" ifadelerini kullandı.

İÇERİĞE DİKKAT!

Soya lesitini: Soya lesitin, soyanın bir yan ürünüdür. Paketli hazır gıdalarda, özellikle çikolatalarda su ile yağı bağlamak ya da kıvam oluşturmak için kullanılır. Diğer yağlı birkilerden de, örneğin ayçiçeği, lesitin maddesi elde edilir. Ancak soya en ucuzu olduğu için tercih edilir. Son yıllarda endokrin bozucu zararlarına dair çok sayıda bilimsel yayın mevcuttur.

Nişasta Bazlı Şeker ya da fruktoz:
kısaltması NBŞ olan Nişasta Bazlı Şeker demek. NBŞ Mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor. Genellikle sıvı olarak üretiliyor. Nişasta parçalanarak glükoza, ardından glükoz da fruktoza dönüştürülüyor. Fruktozun insan vücudunda kullanılabilmesi için karaciğerde işlenmesi gerekmektedir. Yüksek fruktoz içeren yiyeceklerin tüketilmesi, karaciğerde yağlanma, obezite, kan şeker seviyesinde, yağ oranlarında, kan basıncında yükseklik ve bel çevresinde artışla izlenen metabolik sendroma sebep olmaktadır.

Fitalat: Plastiklerin esnekleştirilmesi için kullanılan bir maddedir. Günlük hayatta kullandığımız neredeyse tüm plastik araç gereçlerde bulunmakla birlikte, içerisinde su başta olmak üzere çeşitli içecekleri tükettiğimiz plastik şişelerde de bulunur. Son yıllarda yapılan araştırmalar fitalatların kanser yapıcı olduğunu netleştirmiştir.

Bisfenol A: Kısa adı BPA olan madde, günümüzde özellikle polikarbonat plastiklerin üretilmesinde kullanılan organik yapılı bir bileşiktir. Dünya genelinde en fazla üretilen kimyasallardan biri olup 2009 yılında üretimi 2.2 milyon tonu aşmıştır. Yiyecek ve içecek saklanan plastik kaplar, biberonlar, su damacanaları, konserve kutularının iç metal yüzeyleri gibi birçok ürünün yapısında yer almaktadır. Vücuda en çok oral yoldan alındığı düşünülen Bisfenol A ısıtılma, asidik ortama maruziyet gibi nedenlerle plastik kapların polimerlerinden yiyecek ve içeceklere sızabilmektedir. Biesfenol A da kanser yapıcı maddeler arasında yer almaktadır.

Kaynak : Sabah.com.tr
https://www.sabah.com.tr/kadin/2018/04/30/etiketle...

Kuperoz (Rozasea) Gül Hastalığı Nedir ? Kuperozlu Cilt Neye İhtiyaç Duyar? Kuperozlu cilt Bakımı

13/04/2018
ile Admin Admin

Kuperoz (Rozasea) Nedir ?

Kuperoz karakteristik olarak yanaklarda ve burun çevresinde çokça belirgin kılcal damarlara sahip kişilerde yaygındır. Cilt genellikle hassastır, gözle görülebilen kızarıklıklar vardır ve kurumaya meyillidir. Almanya’ da yaklaşık 4 milyon kişi etkilenmektedir.

Kuperozlu Cilt Neye İhtiyaç Duyar?

Kuperozda yüzdeki kılcal damarlar genişleyerek belirginleşir.
Bunu yok etmek için alkol, mineral yağlar ve silikon içermeyen, hassas, az yağlı ürünler kullanılmalı ve cilde yüksek seviyede nem verilmelidir.
LOGONA MED yüz bakım serisi tüm bu ihtiyaçları karşılayarak kuperozlu-rahatsız cildin bakımı için gerekli olanları sağlar. MED serisindeki ürünler kırmızı alg (su yosunu) den elde edilen SILIDINE R içerir. Bu içerik ile damar çeperlerini güçlendirir ve esnekliğini arttırır.

Sonuç olarak yüzdeki kızarıklıklar kalıcı bir şekilde yatıştırılır ve cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler.

Kuperoza (Rozasea) Meyilli Ciltler için LOGONA ilk kez iki tamamlayıcı ürün öneriyor:
Logona Anti Kuperoz Gündüz ve Gece Kremi ileLogona Anti Kuperoz Nemlendirici Serum.

Memecik Zeytini Bir Güney Ege Efsanesi...

10/01/2018
ile Admin Admin
Organik Memecik Zeytinyağı

Memecik zeytini, asimetrik oval yapısı ve meyve ucundaki hafif bükümü ile kolayca ayırt edilebilir.Zeytinin olgunluğuna göre rengi, sarımsı - yeşil tonları arasında dolanır. Olgun hali ise koyu vişne - siyah renktedir. 
Memecik zeytini irice ve ufak çekirdeklidir. Olgun meyvesi orta sertliktedir. Meyvesi yağlık ve sofralık olarak değerlendirilebilir. Taşarası, Aşıyeli, Tekir, Gülümbe, Şehir, Yağlık olarak da bilinir.

Zeytin Ağacı
Memecik, cins olarak güçlü bir gövdeye sahiptir. Dalları toplu yuvarlak taç şeklindedir. Gri-yeşil yapraklar, güneşte gümüşi bir parıltı yayar. Çiçeklenme dönemi Nisan sonu başlar. Mayıs sonu ve Haziran başı ilk meyveler belirir. Kasım ayının ortalarında meyveler olgunlaşmaya başlar. Memecik cinsi, değişken doğa koşullarına, kuraklık ve soğuğa karşı dirençlidir.


Memecik Zeytinyağı
Memecik zeytinyağı koyu yeşilimsi sarı renkte, orta-yoğun meyvemsi tatta, turunç, portakal, badem ve defne aromalarının eşlik ettiği zengin duyusal özelliklere sahiptir. Yoğun antioksidan bileşenler genizde keskin olmayan, hafif yanma hissi uyandırır. Memecik’in damağı yormayan hafif bir acısı vardır. Memecik zeytini α-tokoferol (E Vitamini) ve fenoller açısından oldukça zengindir. Anti-oksidan ve besleyici özellikleri nedeniyle insan sağlığı açısından çok değerlidir.

Metebey Organik Sızma Zeytinyağı 500 ml
Memecik’in Anavatan Toprağı
Memecik’in en sevdiği iklim koşulları Milas’ın hava ve toprak yapısında gizlidir. Bu verimli iklimsel yapı asırlar önce keşfedilmiş ve zeytin ekimine önem verilmiştir. Milas ve çevresinde, antik dönemden beri yüksek kalitede yağ üreticiliği yapıldığı bilinir. Zeytinyağı üreticiliği asırlar boyunca sonraki kuşaklara aktarılmış ve zeytincilik bir kültüre dönüşmüştür. Güney Ege bölgesine özel bir cins olan memecik zeytininden, yetiştiği toprağın killi-kumlu, kireçli ve alüvyal yapısı sayesinde düşük asitli yağ elde edilir.

Karabuğday Nedir? Karabuğdayın Faydaları Nelerdir? Karabuğday Nasıl Tüketilir ?

22/12/2017
ile Admin Admin

Gluten içermeyen bir tohum olan karabuğday; yüksek besin değeri nedeniyle Asya ülkelerinde binlerce yıldır bol miktarda tüketilmektedir. Günümüzde birçok sağlık yararı bilimsel olarak da ortaya konduğu için; ABD, Kanada ve Avrupa'da da giderek popüler hale gelmektedir.

Uzman olmayan birçok kişi karabuğdayı bir tam tahıl olarak biliyor. Oysa ki; karabuğday hem protein hem de lif açısından zengin bir tohumdur. Kalp sağlığını desteklerken glukoz intoleransı ve sindirim bozukluklarını önlemeye de oldukça yardımcı olabilir. Gerçekte, "kabuksuz tahıl" olarak da adlandırılan karabuğday tohumları; o kadar çok besleyici madde ve 'rutin, tanenler ve kateşinler' gibi antioksidan ile doludur ki, sıklıkla " süper besinler " olarak adlandırılırlar.

Günümüzde, kara buğday, yüksek oranda amino asit, vitamin, mineral ve antioksidan kaynağı olduğu için, nispeten az kalori ve neredeyse hiç yağ içermemesi nedeniyle, vegan ve glutensiz beslenenler arasında favoridir.

Karabuğdayın diğer tahıllarla karşılaştırıldığında önemli bir farkı, kendisine özel biyolojik aktivitelerini sağlayan benzersiz bir amino asit kompozisyonuna sahip olmasıdır. Bu biyolojik faydalarını; kolesterol düşürücü, hipertansiyonu engelleyici, sindirimi iyileştirici ve kabızlığı önleyici etkileri ile sağlar.


Karabuğdayın tür ve cins ismi 'Fagopyrum esculentum' olup; genellikle çiğ karabuğday kabuksuz tohumu (resimdeki hali) veya un formunda bulunur.

Organik Karabuğday

Karabuğday kesinlikle gluten içermez

İsmine rağmen, karabuğday aslında herhangi bir buğday veya protein glüteni içermez. Karabuğday bitkilerin poligonaceae ailesinin bir üyesidir ve buğday, arpa veya çavdar gibi gluten içeren tanelerle tamamen ilgisizdir. Bu nedenle ;glutensiz pişmiş ürünlerde hacim ve besin değeri eklemek için, allerjenlere veya sindirim sorunlarına neden olmaksızın bolca kullanılır.

Karabuğday beslenmesinin en popüler yollarından bazıları nelerdir?

Güveçlere, çorbalara veya soğuk salatalara pişmiş harç eklemek amacıyla, kahvaltıda işlenmiş tahılların yerine ve kek ve/veya ekmeklerde karabuğday unu kullanılabilir.


Karabuğday Besin Değerleri

Bir bardak pişmiş karabuğday kabuksuz tohumu aşağıdaki besin öğelerini içerir:

155 kalori
6 gram protein
1 gram yağ
33 gram karbonhidrat
5 gram lif
Sadece 1.5 gram şeker
86 miligram manganez (% 34)
86 miligram magnezyum (% 21)
118 miligram fosfor (% 12)
6 miligram niasin (% 8)
1 miligram çinko (% 7)
34 miligram demir (% 7)
0.13 miligram B6 vitamini (% 6)
24 miligram folat (% 6)
0.6 miligram pantotenik asit (% 6)

Karabuğdayın Faydaları Nelerdir

1. Kolesterol ve Kan Basıncı Seviyelerini Düşürerek Kalp Sağlığını Geliştirir


Klinik çalışmalardaki bulgular; karabuğdayın, inflamasyon ve sağlıksız kolesterol düzeylerini düşürmeye yardımcı olmak suretiyle kalp hastalığının önlenmesine yardımcı olduğunu düşündürmektedir. HDL (iyi kolestrol) seviyelerini artırırken, LDL (kötü kolesterol) seviyelerini düşürür.

Karabuğdayda bulunan bir 'fito-besin' olan ''Rutin''; kalp ve damar sağlğı için önemli bir antioksidandır. Bu 'phytonutrient' dolaşım sistemini destekler ve karabuğdayın yüksek lif içeriğinin de yaptığı gibi yüksek kan basıncı ve yüksek kolestrol ile mücadeleye yardımcı olur.

2. Hastalıkla Mücadele Eden Antioksidanları İçerir


Karabuğday, beyin, karaciğer ve sindirim sağlığını desteklemenin yanı sıra kanser veya kalp rahatsızlığı oluşumuyla mücadelede yardımcı olabilecek koruyucu fenolik bileşikler ve antioksidanlar içerir. Oligomerik protonosiyanidinler gibi flavonoidler içeren antioksidanlar; karabuğdayın gövdelerinde ve tohumlarında ve ayrıca ununda bulunurlar.

Karabuğdayın polifenolik antioksidanları, reaktif oksijen türü ya da "oksidatif stres"
olarak da adlandırılan serbest radikal hasarına karşı terapötik ajanlar olarak görev yapmaktadır. Antioksidanlar DNA'yı hasardan korumak ve inflamasyonu ya da kanserli hücre oluşumunu önlemek suretiyle hücresel fonksiyonları desteklemektedir.

3. Yüksek Sindirilebilir Protein sağlar


Karabuğday; bitki esaslı proteinlerin mükemmel bir kaynağıdır ve enerji, büyüme ve kas sentezini destekleyen "protein yapı taşları" olan on iki amino asidi içerir. Aslında karabuğday; herhangi bir pirinç, buğday, darı veya mısırdan daha fazla proteine sahiptir. Karabuğday taneleri her 100 gram için kabaca 11-14 gram protein içerir; bu da, quinoa veya fasülye ve baklagiller kadar yüksek olmasa da, bütün tahıllardan daha yüksektir.


Bir vejetaryen veya vegan iseniz, düzenli olarak diyetinize dahil etmek için kara buğday mükemmel bir besindir. Çünkü kendi başınıza yapamayacağınız ve yediğimiz gıdalardan almak zorunda olduğumuz iki tür temel (esansiyel) amino asit sağlar. Karabuğday beslenmesi, lisin ve arginin olarak adlandırılan gerekli asitler içerir. Bunun önemi nedir? Bu spesifik amino asitler pek çok diğer genel hububat veya tam tahılda bulunmaz, bu nedenle bunları karabuğdaydan elde etmek, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu temel proteinlerin üretimini sağlar.


4. Yüksek Lif İçeriği Sindirimi Geliştirmeye Yardımcı Olur


Karabuğday ile beslenmek, her bardakta yaklaşık altı gram diyet lifi sağlar ve bu sizin doymuş hissetmenize yardımcı olurken sindirim sisteminden besin geçişini de hızlandırır (bağırsak hareketlerini düzenlemek için önemlidir). Karabuğday, sindirim sistemi içindeki oksidatif stresi önleyerek sindirim organlarını kanser, enfeksiyon ve diğer olumsuz belirtilerden bile koruyabilir.

Kore'nin Bucheon Üniversitesi Gıda ve Beslenme Departmanı araştırmacıları, kara buğdayın hayvan çalışmalarında etkilerini test ettiklerinde, karabuğday tüketen hayvanların karaciğer, kalın bağırsak ve rektumlarında daha yüksek antioksidan aktiviteler gördüler. Karabuğday ile beslenen hayvanlar incelendiğinde; hepsinin sindirim sistemlerinde koruyucu glutatyon peroksidaz ve glutatyon S-transferaz antioksidanlarının bulunmuştur.

Karabuğday, alkollü içecekler veya belirli maya ekmeği türleri için fermente edildiğinde, sağlıklı bakterileri bağırsak
florasına nakletmek suretiyle sindirim sistemini besleyen değerli probiyotikler sağlayabilir. Çalışmalar; tüketilen fermente karabuğday ürünlerinin, vücudun pH seviyesini iyileştirebileceğini veya asitlik ile alkalinite arasındaki dengeyi sağlayarak zararlı bakteri ve hastalığın oluşumunu engellediğini göstermektedir.

5. Diyabetin Önlenmesine Yardımcı Olabilir


Birçok diğer karbonhidrat ve kepekli tahıllarla karşılaştırıldığında, karabuğdayın glisemik indeksi düşüktür. Karabuğdayda bulunan kompleks karbonhidratlar kan dolaşımına yavaş emilir ve böylece daha uzun süre tok hissetmenize ve uzun süre sürdürülebilir enerjinin üretimini desteklemeye yardımcı olur. Bu da; kan şekeri düzeyleri arasındaki dengesizlikleri engelleyerek inflamasyon, yorgunluk ve hatta şeker hastalığı ve/veya metabolik sendrom oluşmasının önüne geçer.

Çalışmalar, diyabetik hastaların iki ay boyunca karabuğday tüketmesinin ardından kan şekeri kontrolünde iyileşme sağlandığını ve hiç bir ilaç kullanılmadan insülin direncinin azaldığını buldu.

6. Gluten içermez ve allerjenik değildir

Karabuğday tad, görünüş, boyut ve doku olarak arpaya çok benzer, ancak karabuğday hiç gluten içermeme avantajına sahiptir. Karabuğday, çölyak hastalığı olan veya gluten hassasiyeti olan herkes için güvenlidir ve gluten, spelt ve kamut ile kontamine olan buğday, buğday çilekleri, arpa, çavdar ve yulaf gibi gluten içeren tahılların yerine geçebilir.

Karabuğday ve buğday, tamamen farklı botanik ailelerden gelmektedir ancak birçok açıdan buğday yerine karabuğday kullanılabilir. Gluten içeren tahıllardan kaçınılması ve onlar yerine karabuğday tüketilmesinin, şişkinlik, kabızlık, diyare ve hatta ''sızdıran bağırsak sendromu'' gibi sindirim bozukluklarını önlemesine yardımcı olabilir.

7. Önemli Vitaminler ve Mineraller

Karabuğday tohumları ve unları, enerji patlaması yaptıran B vitaminlerine ek olarak manganez, magnezyum, çinko, demir ve folat gibi minerallerin de mükemmel bir kaynağıdır.

Karabuğdayın sağladığı magnezyum sindirimin iyileştirilmesine, kas gelişimine ve toparlanmaya yardımcı olur ve stresin vücut üzerindeki olumsuz etkilerine karşı savunur.

B vitaminleri, manganez, fosfor ve çinko, sağlıklı dolaşım ve kan damarlarının işlevleri ile birlikte depresyon , kaygı ve baş ağrılarıyla savaşan beyindeki sinir iletici sinyalizasyon için de gereklidir.

Organik Karabuğday Unu

Karabuğday Nasıl pişirilir

1. Karabuğdaylı Çorba


Hazırladığınız herhangi bir çorbaya, pişmesine yakın bir avuç karabuğday atabilirsiniz. Çabuk haşlanan bir tahıl olduğu için hemen yumuşayacak ve çorbanızın besin değerini arttırdığı gibi, lezzetini de arttıracak.

2. Karabuğdaylı Salata

Dilediğiniz ölçüde karabuğdayı bir kaba alın, üzerini iki parmak geçecek kadar kaynamış su ekleyin ve kapağını kapatıp karabuğdayların durduğu yerde haşlanıp suyu iyice çekmesini bekleyin. Haşlanan karabuğdayları istediğiniz salataya karıştırabilirsiniz. Haşladığınız karabuğdayı ağzı kapalı bir şekilde buzdolabında 3 gün kadar bekletebilirsiniz, böylece her gün öğünlerinizde kullanacağınız hazır karabuğdayınız olmuş olur. Karabuğdaylı salata oldukça doyurucu olacağından, tek başına bir öğün olarak bile tüketilebilir.

3. Karabuğday Pilavı

Bulgur pilavını nasıl yapıyorsanız, karabuğdayı da aynı şekilde pişirebilirsiniz. İçine ilave edeceğiniz soğan, domates, biber gibi malzemelerle pilavınızı renklendirebilir, daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 1 su bardağı karabuğdayı biraz tereyağında çevirdikten sonra üzerine 1,5 su bardağı sıcak su ekleyerek pişirmeniz yeterli olacaktır.

4. Karabuğdaylı ekmek

Eğer ekmeğinizi evde kendiniz yapıyorsanız, karabuğday ununu mutlaka denemelisiniz. Karabuğday ile koyu renkli, doyurucu ve mis kokulu bir ekmek yapabilirsiniz!

Makalelerimizdeki bilgiler, sitemizin içerik danışmanlığını yapan hekimler tarafından incelenmiş ve onaylanmış olmakla birlikte; kanuni zorunluluk itibarıyla, nitelikli bir sağlık profesyoneliyle bire bir ilişkinin yerini alacak şekilde tasarlanmamıştır ve tıbbi tavsiye amaçlı değildir.

Kaynaklar :

https://draxe.com/buckwheat-nutrition/
http://hthayat.haberturk.com/saglik/beslenme/haber/1045923-karabugday-nasil-kullanilir

Organik Diye Adlandırılan Saç Boyaları Gerçekten Organik Mi?

22/10/2017
ile Admin Admin
Organik Saç Boyası

Saç boyama hem teknik, hem de kimyasal özellikleri dikkate alındığında profesyonellerce, yani kuaförler tarafından yapılması daha uygun olan bir işlemdir. Kişiye uygun renklendirme konusu düşünüldüğünde ise en az 2 farklı rengin kullanılması gerektiğinden bu işlemin kalifiye ve uzman kuaförler tarafından yapılması neredeyse zorunluluktur. İşin estetik, pratik, hijyenik, sosyal ve psikolojik boyutları da düşünüldüğünde kuaför salonları sağlıklı, rahat ve doğru saç renklendirme hizmetini alabileceğiniz tek mekânlardır.

Bununla birlikte özellikle Türkiye’de kuaför salonlarında teknik yeterliliğin alternatifi olarak farklılığı ve profesyonelliği vurgulamak adına klasik oksidasyon boyamanın haricinde farklı bir takım boya hizmetleri de tutundurulmuştur. Bunların içinde en hassas ve kritik olanı bazı kuaför salonlarının tarifelerinde yer alan “bitkisel boya” hizmetidir.
Organik Saç Boyası
Bu salonlarda maalesef tüketiciler bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanıltılmaktadırlar. Çünkü yeryüzünde saç boyama özelliği ile bilinen ve yüzyıllardır kullanılan TEK bitkisel boya doğal kınadır.

Aynı şekilde bazı ithalatçı, dağıtıcı ve kuaför salonları, “organik boya” adı ile andıkları bazı ürünlerini “sağlığına düşkün kişilere daha uygun”, “sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası” hatta “sağlığa iyi geldiği” gibi aldatmacalarla da insan sağlığını hiçe saymaktadırlar.

Sağlık Bakanlığı’nın ithalat öncesi ve sonrasındaki tüm kontrol ve denetlemelerine rağmen söz konusu ithalatçı ve dağıtıcılardan bazıları bu sözde organik saç boyalarının “kadınların sağlığını korumaya odaklanmış” ve “yalnızca en iyi kuaför salonlarında” bulunduğundan dem vurmakta, aynı zamanda kendi ürünlerinin doğal olarak güzelleşmenin tek anahtarı gibi de göstermeye çalışmaktadırlar.

Hâl böyle olunca yanlış algı ve tanıtım yönetimiyle bu ürünlerin kullanıldığı saç boyama hizmetleri de daha yüksek fiyatlardan tüketicilere sunulmaktadır.

Sadece saç boyasının içindeki birkaç bileşeni için verilmiş olan sertifikayı, ürünün tamamını organik gibi pazarlamaya çalışanlara da tanık oluyoruz. Bu sayede diğer zararlı bileşenler maskelenmeye çalışılmaktadır.

İngilizler organik, Almanlar ekolojik, Fransızlar biyolojik ifadelerini kullanırken Türkçede sıklıkla ve kontrolsüz bir şekilde “organik” veya "doğal" kavramları kullanılmaktadır.

“Amonyaksız” adı altında pazarlanan klasik ve sentetik saç boyaları için zararsız, bitkisel hatta organik sıfatlarının kullanılması büyük bir yanılgı ve yanıltmadır. Neden mi?
Organik Saç Boyası
Uçucu ve doğal bir madde olan amonyak, saç kütikülünü şişirerek sunî boya pigmentlerinin saça girmesini kolaylaştırır. Kendilerine çoğu zaman organik sıfatını takmış olan boyaların birçoğunda amonyak yerine Monoetanolamin (MEA) denen ve uçucu olmayan, daha kuvvetli başka bir alkali madde kullanılır. Bu madde kendi kendine arınmayacağı için saçta etkisi devam eder. Yani amonyakta olduğu gibi etkisi kendi kendine sonlanmaz.

Kozmetik ürünlerde eğer organik terimi kullanılacaksa kesinlikle resmi ve yerel bir otoritenin SERTİFİKASI ve aynı zamanda uluslararası ve bağımsız bir kuruluşun ONAYI gerekir. Bu kuruluşlar da sertifikayı vermeden önce birçok üretim aşamasını tek tek kontrol ederler. (Cosmos, EcoCert, BDIH, Eco Garantie, BIO Cosmetique ve ÖKO-TEST…)

Unutmayın, bir kozmetik ürünün içinde bitki özütü olması o ürünü organik yapmaz! O ürünün içinde hiçbir surette onaylanmış organik kimyasallar listesinde yer almayan sentetikler olmamalıdır.

Ülkemizde de bu tip sertifikalara sahip olmayan birçok ithal ürün, bu ürünlerin üretildiği ülkelerde bile kullanmadıkları kavramları ülkemizde, üstelik bazen "organik ve doğal" şeklinde bir arada bile rahatlıkla kullanabilmektedirler.

Bir kozmetik ürünün sadece hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması da o ürünün organik olduğu anlamına gelmez.

Organik kriterlerinden bazıları söyle listelenebilir:

• En az % 95 bitkisel ve doğal madde olmalı. Ham madde organik tarımdan gelmeli ve organik toplamayla hasat edilmiş olmalı.

• Hayvanlar üzerinde test edilmemiş olmalı.

• Hayvansal hammadde kullanılmamış olmalı.

• Sentetik boya, sentetik koku maddeleri, tüm mineral yağlar, ethoxilise, karbomerler, parabenler, silikon, parafin, Propilen glikol, fenoksietanol kullanılmamış olmalı.

• Ambalajı geri kazanılabilir olmalı.

Tüketicileri yanıltmayı, aldatıcı reklam ve tanıtımlar yaparak toplum sağlığıyla oynamayı önemsiz hatta maddi menfaatler açısından gerekli gören firmalara topyekûn itiraz etmenin vakti gelmiş hatta geçmektedir.

Erdinç Çetinçelik
Kozmetik ve Kuaför Eğitmeni

Kaynak : https://www.evleniyooruz.biz/news/organik-diye-adl...


Bebek Cilt Sağlığı İçin Organik Bebek Bezi ve Pişik Kremi’nin Önemi

14/09/2017
ile Admin Admin
Organik Bebek Zeki

Bebek cildi dermatologların da söylediği gibi 4-6 hafta arasında yetişkin insan cildi ile aynı pH değerlerine ulaşsa da hassas yapısı sebebiyle bir yetişkine göre hastalıklara daha açıktır. Sürekli kapalı olması, idrar ve dışkı sebebiyle neme maruz kalması gibi faktörlerden dolayı bebeğinizin poposu ve bu bölgedeki cilt sağlığı ise ayrı bir önem taşır. Sizler en değerli varlığınızın poposu kuru kalsın, pişik veya başka cilt sorunları yaşamasın diye bezini sık sık değiştirirken, bölgeyi pudra veya nemlendiricilerle yumuşatırken kullandığınız ürünlerin içeriğinde yer alan bazı kimyasallar ise uzun vadede bebeğine ciddi zararlar verebilir. O yüzden bu yazıda da bebek cilt sağlığı açısından organik bebek bezi ve organik pişik kreminin faydalarından bahsedelim.

Pişik Nedir?
Bebek cildinin idrarla temas ettiği bölgede ıslaklık, kapalı, havasız ortam ve bunların yanında sürtünmeden dolayı yaygın olarak görülen tahriş olma problemidir. İdrarlı bez yeteri kadar sık değiştirilmediğinde ve uzun süre kaldığında idrar amonyağa dönüşür ve havasız ortamda cildi de tahriş eden bu maddedir aslında.

Normalde pişik kremleri ile kolayca tedavi edilen bu durum pişik kremlerinin içeriğinde yer alan bazı kimyasallardan dolayı farklı sorunlara da yol açabilir.




Bebek Bezlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?


Yakında Neden Organik Tampon veya Organik Ped Kullanmalısınız? yazısında da bahsedeceğimiz bir madde olan o da ürünleri beyazlatma amacıyla kullanılan klor maddesi. Yetişkin insan sağlığı açısından bile yeteri kadar tehlikeli olan klor bebek bezlerinde de ağartma amacıyla kullanılıyor. Klorla ağartma işleminin artık maddesi dioxin ise vücutta biriktiğinde meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser türleri için zemin hazırlıyor. Piyasada satılan klasik bebek bezleri ise –daha uygun fiyatlı olması sebebiyle- klorla beyazlatılan ve dioxin içeren ürünler. Organik bebek bezleri ise nispeten pahalı da olsa insan sağlığına zararı olmayan oksijen ile ağartılırlar.
Bebek bezlerinde klor dışındaki bir başka tehlike ise akrilamid. Normalde toz halinde bulunan ancak idrarla temas ettiğinde jelleşen akrilamid bebeğin poposuna yapışarak orada kalıyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu akrilamidi ‘insanlar için Grup 2A Olası Kanserojen’ sınıfına ve Avrupa Birliği ise Sınıf 2 karsinojen ve mutajen sınıfına almıştır. Akrilamid’in gıdalarda ve içme suyunda bulunmasının zararları ile ilgili bir blog yazısı da hazırlamaktayız. Bu maddeyle temas eden hayvanların vücutta birikim sonucu uzun vadede kansere yakalandığı görüldüğü için bebeğinizi uzak tutmanız gereken kimyasalların başında yer alıyor.


Organik Olmayan Pişik Kremlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde sıkça kullanılan paraben aslında cildimizin temas edebileceği en tehlikeli kimyasallardan (bkz: Sağlıklı Makyaj Malzemelerinin Önemi).

Bunun dışında pişik kremlerinde sıkça kullanılan Triclosan ve Kanton CG de son derece tehlikeli maddeler.
Triclosan antibakteriyel özellikleri sebebiyle pişik kremlerinde tercih ediliyor ancak Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bu kimyasalın kas ve iskelet sistemine olumsuz etkileri olduğu ve bu sistemlerin gelişimlerini engellediği görülmüş. Ayrıca ;
linkini paylaştığımız haberde de okuyabileceğiniz gibi; ‘sabun, deterjan, şampuan ve diş macunu gibi kimyasal malzemelerin içinde bulunan Tricloasan'ın laborotuvar farelerinde karaciğer kanserini tetiklediği ortaya çıktı.’
The Independent, bilim insanlarının, anti- bakteriyellerde kullanılan Triclosan’ın kanser ve karaciğer rahatsızlıklarını tetiklediğini ortaya koyan bir araştırmasına yer verdi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren California Üniversitesi’nden Prof. Robert Tukey, geniş kullanım alanı olan Triclosan maddesinin karaciğer toksinlenmesi üzerinde büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Triclosan’ın, kanı temizleyen protein hücrelerine zarar vererek, karaciğere etki ettiği, bu etkiyi en aza indirmek için karaciğerin fazla hücre yapımına gitmesinin ise kanseri tetiklediği ifade edildi.

Triklosanın zararlı etkileri
• Suda bulunan klorla reaksiyona girerek kanserojen olan kloroform ve dioksine dönüşebiliyor
• Antibiyotiklere dirençli mikropların gelişime yol açabiliyor
• Hormon bozucu etkileri var (özellikle tiroit ve seks hormonları)
• Bağışıklığı ve beyinde hücre sinyallerini olumsuz etkiliyor
• Egzama gibi alerjik hastalıklara sebep olabiliyor
• Hem kalp hem iskelet kaslarnın fonksiyonlarını bozuyor
Ahmet Rasim Küçükusta hocamızın web sayfasındaki bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.
http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/08/16/yazilar/...

Metilkloroizotiazolinon adıyla da bilinen Kanton CG ise koku giderici olarak kullanılmakla birlikte başta ciltte tahriş ve allerjik reaksiyonlar olmak üzere zaman içerisinde hormonal bozukluklara sebep olduğu, karaciğer ve böbrekler için toksik olduğu görülmüş olan bir kimyasaldır.
http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-metilk...


Bebeğinizin Sağlığı İçin Sizin Yapabilecekleriniz

Aslında yazının başında en değerli varlığınızın hem cilt sağlığı hem de uzun vadede bütünsel sağlığı açısından tehlikeli maddelerden bahsettik. Ulaşması zor olsa da en sağlıklısı bu tarz zararlı maddeler içermeyen, organik maddeler kullanılarak üretilmiş, doğal ve organik olduğu uluslararası kurumlarca test edilip onaylanmış bebek bezleri ve pişik kremleri kullanmanızdır.
Natureyorganik ürün gamında yer alan organik bebek bezleri ve pişik kremleri için tıklayabilirsiniz.

Yorumlar

”Titan Gel” provides additional anti-inflammatory effect. Its usage significantly reduces the risk of the inflammatory diseases development and contraction of STDs. How should you use “Titan gel” to achieve the best possible result? The effect from using the unique product becomes visible after only 2 weeks. http://titangel-in-philippines.com/ Karamihan na lumalabas sa search ay mga BUY AND SELL website. o mga Website Portal na Nagtitinda ng kung ano ano.Katulad ng LAZADA. ZALORA.OLX, ALIBABA. at ito ang nakaka asar.KAhit wala namang PANINDA ang website ng ALIBABA nakaka buset na sila ay nasa pangunahing Resulta sa Google.
By dealing together, both of you can address problems of self-esteem and mutual trust. Use these circumspectly however, because they may lower blood glucose levels, that is an unhealthy effect that face men whose blood sugar are properly balanced.
http://www.generiqueviagrafr.fr/achat-viagra-uk
Hi HI
Hi HI
Yeni mesaj
eTicaretif