Doğal, organik ve ekolojik ürünlerle sağlıklı yaşam

Haber Bültenleri Haber Bültenleri

Harika Bir Cilt ve Saç İçin Aloe Vera Jeli Kullanımı

15/12/2018
ile Admin Admin
Organik Aloe Vera Jel

Aloe vera, güzellik yararları için yaygın olarak bilinir.Çoğu cilt ve saç bakım ürününde anahtar bileşendir.
Cildi nemlendirmek ve hasar görmüş saçları onarmak aloe vera'nın sayısız faydalarından biridir.
Güzel bir cilt ve saç elde etmek için aloe vera jelin doğal faydalarından yararlanmanıza yardımcı
olabilecek yollar;

Kuru ciltler için
Aloe vera jeli nemlendirici özelliklere sahiptir ve kuru cildin çok ihtiyaç
duyduğu nemlendirmeyi sağlamak için idealdir. Doğrudan cildinize uygulamanız bir hidrasyon patlaması sağlayacaktır.

Bir exfoliator olarak
Cildin eksfoliye edilmesi ölü hücrelerden kurtulmak ve gözenekleri temizlemek için önemlidir.
Düzenli ovucunuz biterse, cildinizi peeling için şeker granülleriyle karıştırılmış aloe vera jeli deneyebilirsiniz.
Cildinizi ölü hücrelerden temizlemek için tamamen doğal ve nazik bir yoldur.

Gecelik cild bakımı için
Yatağa yatmadan önce aloe vera jeli kullanarak yüz, boyun ve ellerinize masaj yapın.
Aloe vera, yağsız ve yumuşaktır ve içeriden derin nemlendirme sağlayan cilt katmanlarına nüfuz eder.
Yumuşak, ipeksi bir ciltle uyanın.

Kaş bakımı için
Kaşlarınızın bakımı için aloe vera jeli kaşlarınıza uyguluyabilirsiniz.

Ayak Bakımı için
Aloe vera jeli ayaklarınızı nemlendirmek için basit bir çözümdür. Ayaklarınıza bir miktar aloe jeli uygulayın,
emilene kadar masaj yapın. Kış aylarında ayak kreminize veya süper yumuşak ayaklar için
vazelininize aloe vera jeli ekleyebilirsiniz.

Saç nemlendiricisi
Aloe verayı sadece cildinizi değil saçınızıda nemlendirmek için de kullanabilirsiniz.
Saçlarda hafiftir ve ayrıca yıkanması kolaydır. Saçlarınız kuru ve pürüzlü hissederseniz, aloe vera kurtarmaya gelir.
Aloe vera jeli saç tellerinizin üzerine uygulayın. 30 dakika bekletin ve yumuşak saçları ortaya çıkarmak için yıkayın.

Organik Aloe Vera Jeli



Aloe vera-infüzyon şampuanı
Zamanınız yoksa ve saçlarınız için hızlı bir düzeltme istiyorsanız, günlük güzellik rutininize aloe vera eklemenin
kolay bir yolu. 1 çay kaşığı aloe vera jeli şampuanla karıştırın ve yıkadığınız gibi yıkayın.
Saçlarınız aynı zamanda nemlendirilir.

Kepek kontrolü için
Aloe vera kullanmak saç derisini nemlendirmeye ve kepek problemini bir dereceye kadar kontrol etmenize yardımcı olabilir. Kişiselleştirilmiş kepek kürü serumu olarak çay ağacı yağı ile karıştırılmış aloe vera jeli kullanın.
Bu karışımı kafa derisine masaj yapın ve 30 dakika çalışmasına izin verin.

Saç dökülmesini engellemek için
Aloe vera mükemmel bir saç kremidir nemlendirir. Saç derisine uygulandığında Aloe vera jeli içeriden nemlendirir.
İyi hidratlanmış kökler saçı daha elastik yapar ve daha az kırılmaya neden olur.

Traş jeli olarak
Aloe vera jeli tıraş kremleri veya jeller için doğal bir ikame olabilir.Cildi nemlendirirken pürüzsüz bir tıraş sağlar.

Makyaj çıkarıcı olarak

Bu çok yönlü jel, makyaj çıkarıcı olarak kullanabilirsiniz.Doğal, yumuşak ve hassas ciltlerde de kullanılabilir.
Herhangi bir korku olmadan göz makyajını kaldırmak için de kullanabilirsiniz.

Tatlı Badem Yağı ile Bebek Bakımı ve Masajı Nasıl Yapılmalı?

04/05/2018
ile Admin Admin
Organik Tatlı Badem Yağı

Tatlı badem yağının bebeklerin cilt ve saçlarında uygulanması, ilk olarak Hindistan'da uygulanmıştır. Günümüzde, bilimsel verilerin ışığında hemen her ülkede birçok sağlık profesyoneli ve ebeveyn tarafından bebek bakımında tatlı badem yağı tercih edilmektedir.

Hafif olması ve kendine özgü hoş bir aromaya sahip olmasıyla beraber tatlı badem yağı; A, B1, B2, B6 ve E vitaminlerini de ihtiva eder. Sahip olduğu hafif dokusu ve cilt besleyici içeriğinden ötürü tatlı badem yağı, bebekler için eşsiz bir masaj ve cilt bakım yağı konumundadır.

Adım 1:

Kucağınıza ya da uygun bir yere temiz, düzgünce katlanmış bir havlu serin ve bebeğinizin havlunun üzerine uzanmasını sağlayın.

Adım 2:

Yeterli miktarda tatlı badem yağını parmak uçlarınız ile bebeğinizin saçına ve saç derisine nazik ve dairesel hareketlerle birkaç dakika boyunca yedirin.

Bu uygulama, bebeğinizin saç derisini ve saçını besleyerek güçlendirecektir. Ayrıca bu uygulama, bebeklerin beşikte sürekli aynı pozisyonda yatar durumda kalmalarından ötürü saç derisinde oluşabilecek ve büyük kepek tanelerini andıran döküntü ve pullanmış deri parçalarının yıkama yoluyla bebeğinizin cildinden kolayca uzaklaştırılmasına yardımcı olacaktır.

Adım 3:

Bebeğiniz nispeten büyük yaşlarda ise, avcunuza yaklaşık madeni 1 TL kadar alan kaplayacak şekilde tatlı badem yağı dökün ve bebeğinizin saçlarını hijyenik bir tarak ile nazikçe tarayın.

Adım 4:

Avcunuza, yeniden madeni 1 TL'lik alan kaplayacak şekilde tatlı badem yağı dökün. Ellerinizi hafifçe ovuşturun (Elleri ovuşturmak, yağın elde hafifçe ısınmasını sağlayacaktır) ve ardından bebeğinizin vücuduna nazikçe masaj yoluyla yağı uygulayın. Omuzlardan nazikçe başlayarak kollara masaj yapın. Ardından sırasıyla bacaklar, gögüs ve karın, sırt bölgelerine masaj yapın. Masajın ardından, tatlı badem yağını ellerinizden bir organik temizleme mendili ile kolayca uzaklaştırabilirsiniz.

Yukarıda adım adıma anlatılan bu masaj tekniğinin uygulanması, bebeğinizin rahatlamasına ve daha konforlu uyumasına büyük katkı sağlayacaktır.

Kaynak:
Vanderbilt University: Massage Therapy and Infants
University of Maryland Medical Center: Infantile Colic
Baby Center: Cradle Cap Eco-Planet: Almond, Almond Oil.

Faslı Kadınların Gençlik İksiri ve 'Sıvı' Altını: Argan Yağı

30/04/2018
ile Admin Admin
Organik Argan Yağı

Argan yağı; Fas'ın yalnızca güneybatısında yetişen ve bilimsel adı Argania spinosa olan ağaçların meyvelerinin, soğuk pres yöntemiyle işlenmesi sonucu elde edilir.
Argan yağı, 1998 yılında UNESCO tarafından argan ağaçlarının koruma altına alınması ile sürdürülebilir bir yapıya kavuşmuştur.
Güzelliğinizi garanti altına almak için kullandığınız onlarca kozmetik ürünü sizi maddi olarak yoruyorsa, organik argan yağı kurtarıcınız olabilir!
Toksik maddeler ve paraben olmadan cildinizi ve saçlarınızı nemlendirip, canlandırmak sizin elinizde! İpuçları yazımızda. :)

Soğuk pres yöntemiyle elde edilmiş, sertifikalı organik ve saf argan yağı; içeriğindeki yüksek doymamış yağ asitleri, antioksidanlar, vitamin ve mineraller ile cildinizin ve saçlarınızın nemlenmesini, parlamasını sağlamaya yardımcı olacaktır.

GÜNLÜK RUTİNİNİZ SIRASINDA, HAPPY MOMENTS SERTİFİKALI ORGANİK ARGAN YAĞI'NI AŞAĞIDAKİ "9" KULLANIM ÖNERİSİ İLE UYGULAYABİLİRSİNİZ:

Organik Argan Yağı

YÜZ NEMLENDİRİCİSİ:
Sabah ya da akşam cildinizi temizledikten sonra, yalnızca birkaç damla argan yağını yüzünüze ve boynunuza nazik masaj hareketleri ile uygulayın. Argan, yüzünüzde yağlı bir doku hissi bırakmadan yaklaşık yarım saat içerisinde emilecektir.

CANLANDIRICI & PARLATICI YÜZ MASKESİ:
Organik mağazalarda bulabileceğiniz organik yüz maskesinin içerisine yaklaşık 25 damla ekleyeceğiniz argan yağı, yüz maskenizin besleyici ve canlandırıcı etkisini artıracaktır. Eğer kendi yüz maskenizi kendiniz yapmak istiyorsanız; 1 tatlı kaşığı sıkılmış organik limon suyu, 4 yemek kaşığı organik yoğurt, 1 çorba kaşığı organik bal ve 20 damla organik argan yağını karıştırın ve cildinize "tek kullanımlık" olarak uygulayın. Bu ev yapımı maskenin, kuru ve temiz bir cilde uygulanması ve en az 30 dk. ciltte bekletilmesi, ardından ılık suyla ciltten arındırılması gerekmektedir.

DUDAK BAKIMI: Dudaklarınızın, ihtiyaç duyduğu neme kavuşarak canlanması için; yeterli miktardaki esmer şekerin içine birkaç damla organik argan yağı ve vanilya ekstraktı karıştırın ve dudaklarınıza dairesel ve nazik masaj hareketleri ile uygulayın. 5 dakikalık uygulama periyodundan sonra dudaklarınızı ılık su ile yıkayın.

YÜZ PARLATICISI:
Halihazırda kullandığınız organik bir cilt bakım ürünü (bronzlaştırıcı, nemlendirici vb.) içerisine yaklaşık 10 damla organik argan yağı ekleyerek, yüzünüzün daha parlak bir görünüme sahip olmasına yardımcı olabilirsiniz.

SAÇ KORUYUCU & ŞEKİLLENDİRİCİ:
Duştan hemen sonra, saçlarınız halen ıslak iken, saç uzunluğunuza göre değişen ve yeterli miktarda organik argan yağını önce saç ıdiplerinize ve derinize, ardından saç uçlarınıza ince bir tabaka halinde uygulayın. Sıkça saç kurutma makinesi ve saç düzleştirici kullanımına bağlı saç deformasyonunun önüne geçmek için ideal!

SAÇ ŞEKİLLENDİRİCİ:
Saçlarınız kuru iken, yalnızca birkaç damla organik argan yağını avucunuza damlatın, avuçlarınızı birbirine kavuşturarak yağı hafifçe elinize dağıtıp, ısıtarak saçlarınıza şekil verin. Az miktarlarda dahi uzun süreli etki sağlayacaktır.

GECE BOYU, "YOĞUN" SAÇ BAKIMI:
Cömert miktardaki organik argan yağını önce saç derinize, ardından saç uçlarınıza nazikçe ve masaj hareketleri ile uygulayın. Ardından saçınızı bir bone, streç film ya da baş havlusu ile sararak uyuyun. Ertesi sabah, saçlarınızı yıkayın. Parlayan, yumuşak bukleler sizinle olacak!

DERİ, TOPUK VE TIRNAK KENARLARI YUMUŞATICISI:
Tırnak kenarlarınıza yalnızca birkaç damla organik argan yağını masaj yoluyla uygulayarak tırnak etlerinin yumuşamasını ve sağlık bir tırnak uzamasını sağlayabilirsiniz. Topuk ve ayak tırnaklarının yumuşatılması için ise cömert miktardaki organik yağını, gece boyu "yoğun" bakım olarak masaj şeklinde topuk ve ayak tırnaklarınıza uygulayın; kalın bir çorap ile ayaklarınızı destekleyin. Düzenli kullanımın topuklarda ve ayak tırnaklarında yumuşamayı da beraberinde getirdiğini göreceksiniz!

VÜCUT VE BANYO YAĞI:
Yeterli miktarda argan yağını cildinize doğrudan uygulayabilir, banyo ya da vücut yağınızın içerisine katabilirsiniz. Üstelik, bebekler üzerinde kullanımı da uygundur!

Etiketlere dikkat! Çocuğunuz zehir yiyor olabilir!

30/04/2018
ile Admin Admin
Organik Çocuk Ürünleri

Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, ebeveynlere hazır gıda ve paketli ürün alırken içerik etiketlerini okuma çağrısında bulundu

HAZIR GIDA VE PAKETLİ ÜRÜN ALIRKEN İÇERİK ETİKETLERİNİ OKUYUN!


Paketli gıda ve içeceklerde toksik yani zehirli maddeler bulunduğunu belirten Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, ebeveynlere hazır gıda ve paketli ürün alırken içerik etiketlerini okuma çağrısında bulundu.

Ürünlerin içerik etiketlerindeki zararlı maddelerin başında soya lesitini ile fruktoz ya da diğer adıyla nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) geldiğini ifade eden Prof. Dr. Kurtoğlu, özellikle çikolatalarda kullanılan soya ürünlerinin, kadınlık hormonuna benzer etki göstererek kız çocuklarında erken ergenliğe neden olduğunu dile getirdi. Kurtoğlu, bu tür ürünleri satın alırken, etikette, soya yerine farklı bitkilerin lesitinlerinin aranması gerektiğini kaydetti.

FRUKTOZLAR ZEHİRLİ MADDE SINIFINDA


Fruktoz ya da NBŞ'lerin de çocuklarda metabolik hastalıklara neden olduğuna değinen Kurtoğlu, fruktozların toksin ya da zehir olduğuna dair araştırmalar yapıldığına dikkat çekti. Kurtoğlu, yiyeceklerden çok meşrubatlarda kullanılan fruktoz ya da NBŞ'nin etkilerine dair şunları söyledi: "Fruktoz alındığında hızlıca kana karışıyor, karaciğerde şeker metabolizmasını katılmayıp doğrudan karaciğerdeki yağ yapım mekanizmasına karışıyor. Dolayısıyla hem vücut hem de karaciğer yağlanması artıyor. Karaciğer yağlanması artınca, insülin direnciyle birlikte şişmanlık riski ortaya çıkıyor ve ilerleyen dönemlerde metabolik sendrom riski ortaya çıkıyor. Bu, etiketlerde ya fruktoz ya da nişasta bazlı şeker olarak geçiyor."

AMBALAJ İÇERİKLERİ DE TEHLİKELİ

İçeceklerin tutulduğu kutular ve plastik şişelerin içeriğindeki fitalat ve bisfenol A maddesinin de önemli bir endokrin bozucu olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, "Her iki maddenin de şişmanlık ve erken ergenlikte rolü olduğu gösterildi. Polikistik over ve tüylenmeye de yol açtığı tüm dünya ve Türkiye'de yapılan araştırmalarda gösterildi. Onun için bu maddelerin de çözündüğü durumlara dikkat etmek lazım. Plastik şişelerin üretiminde fitalat ve bisfenol A kullanılıyor. Onun için tüm dünyada cam şişeye geçme hazırlıkları var, Türkiye'de de geçilmesinde fayda var" ifadelerini kullandı.

İÇERİĞE DİKKAT!

Soya lesitini: Soya lesitin, soyanın bir yan ürünüdür. Paketli hazır gıdalarda, özellikle çikolatalarda su ile yağı bağlamak ya da kıvam oluşturmak için kullanılır. Diğer yağlı birkilerden de, örneğin ayçiçeği, lesitin maddesi elde edilir. Ancak soya en ucuzu olduğu için tercih edilir. Son yıllarda endokrin bozucu zararlarına dair çok sayıda bilimsel yayın mevcuttur.

Nişasta Bazlı Şeker ya da fruktoz:
kısaltması NBŞ olan Nişasta Bazlı Şeker demek. NBŞ Mısır nişastasının kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde ediliyor. Genellikle sıvı olarak üretiliyor. Nişasta parçalanarak glükoza, ardından glükoz da fruktoza dönüştürülüyor. Fruktozun insan vücudunda kullanılabilmesi için karaciğerde işlenmesi gerekmektedir. Yüksek fruktoz içeren yiyeceklerin tüketilmesi, karaciğerde yağlanma, obezite, kan şeker seviyesinde, yağ oranlarında, kan basıncında yükseklik ve bel çevresinde artışla izlenen metabolik sendroma sebep olmaktadır.

Fitalat: Plastiklerin esnekleştirilmesi için kullanılan bir maddedir. Günlük hayatta kullandığımız neredeyse tüm plastik araç gereçlerde bulunmakla birlikte, içerisinde su başta olmak üzere çeşitli içecekleri tükettiğimiz plastik şişelerde de bulunur. Son yıllarda yapılan araştırmalar fitalatların kanser yapıcı olduğunu netleştirmiştir.

Bisfenol A: Kısa adı BPA olan madde, günümüzde özellikle polikarbonat plastiklerin üretilmesinde kullanılan organik yapılı bir bileşiktir. Dünya genelinde en fazla üretilen kimyasallardan biri olup 2009 yılında üretimi 2.2 milyon tonu aşmıştır. Yiyecek ve içecek saklanan plastik kaplar, biberonlar, su damacanaları, konserve kutularının iç metal yüzeyleri gibi birçok ürünün yapısında yer almaktadır. Vücuda en çok oral yoldan alındığı düşünülen Bisfenol A ısıtılma, asidik ortama maruziyet gibi nedenlerle plastik kapların polimerlerinden yiyecek ve içeceklere sızabilmektedir. Biesfenol A da kanser yapıcı maddeler arasında yer almaktadır.

Kaynak : Sabah.com.tr
https://www.sabah.com.tr/kadin/2018/04/30/etiketle...

Memecik Zeytini Bir Güney Ege Efsanesi...

10/01/2018
ile Admin Admin
Organik Memecik Zeytinyağı

Memecik zeytini, asimetrik oval yapısı ve meyve ucundaki hafif bükümü ile kolayca ayırt edilebilir.Zeytinin olgunluğuna göre rengi, sarımsı - yeşil tonları arasında dolanır. Olgun hali ise koyu vişne - siyah renktedir. 
Memecik zeytini irice ve ufak çekirdeklidir. Olgun meyvesi orta sertliktedir. Meyvesi yağlık ve sofralık olarak değerlendirilebilir. Taşarası, Aşıyeli, Tekir, Gülümbe, Şehir, Yağlık olarak da bilinir.

Zeytin Ağacı
Memecik, cins olarak güçlü bir gövdeye sahiptir. Dalları toplu yuvarlak taç şeklindedir. Gri-yeşil yapraklar, güneşte gümüşi bir parıltı yayar. Çiçeklenme dönemi Nisan sonu başlar. Mayıs sonu ve Haziran başı ilk meyveler belirir. Kasım ayının ortalarında meyveler olgunlaşmaya başlar. Memecik cinsi, değişken doğa koşullarına, kuraklık ve soğuğa karşı dirençlidir.


Memecik Zeytinyağı
Memecik zeytinyağı koyu yeşilimsi sarı renkte, orta-yoğun meyvemsi tatta, turunç, portakal, badem ve defne aromalarının eşlik ettiği zengin duyusal özelliklere sahiptir. Yoğun antioksidan bileşenler genizde keskin olmayan, hafif yanma hissi uyandırır. Memecik’in damağı yormayan hafif bir acısı vardır. Memecik zeytini α-tokoferol (E Vitamini) ve fenoller açısından oldukça zengindir. Anti-oksidan ve besleyici özellikleri nedeniyle insan sağlığı açısından çok değerlidir.

Metebey Organik Sızma Zeytinyağı 500 ml
Memecik’in Anavatan Toprağı
Memecik’in en sevdiği iklim koşulları Milas’ın hava ve toprak yapısında gizlidir. Bu verimli iklimsel yapı asırlar önce keşfedilmiş ve zeytin ekimine önem verilmiştir. Milas ve çevresinde, antik dönemden beri yüksek kalitede yağ üreticiliği yapıldığı bilinir. Zeytinyağı üreticiliği asırlar boyunca sonraki kuşaklara aktarılmış ve zeytincilik bir kültüre dönüşmüştür. Güney Ege bölgesine özel bir cins olan memecik zeytininden, yetiştiği toprağın killi-kumlu, kireçli ve alüvyal yapısı sayesinde düşük asitli yağ elde edilir.

Organik Diye Adlandırılan Saç Boyaları Gerçekten Organik Mi?

22/10/2017
ile Admin Admin
Organik Saç Boyası

Saç boyama hem teknik, hem de kimyasal özellikleri dikkate alındığında profesyonellerce, yani kuaförler tarafından yapılması daha uygun olan bir işlemdir. Kişiye uygun renklendirme konusu düşünüldüğünde ise en az 2 farklı rengin kullanılması gerektiğinden bu işlemin kalifiye ve uzman kuaförler tarafından yapılması neredeyse zorunluluktur. İşin estetik, pratik, hijyenik, sosyal ve psikolojik boyutları da düşünüldüğünde kuaför salonları sağlıklı, rahat ve doğru saç renklendirme hizmetini alabileceğiniz tek mekânlardır.

Bununla birlikte özellikle Türkiye’de kuaför salonlarında teknik yeterliliğin alternatifi olarak farklılığı ve profesyonelliği vurgulamak adına klasik oksidasyon boyamanın haricinde farklı bir takım boya hizmetleri de tutundurulmuştur. Bunların içinde en hassas ve kritik olanı bazı kuaför salonlarının tarifelerinde yer alan “bitkisel boya” hizmetidir.
Organik Saç Boyası
Bu salonlarda maalesef tüketiciler bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yanıltılmaktadırlar. Çünkü yeryüzünde saç boyama özelliği ile bilinen ve yüzyıllardır kullanılan TEK bitkisel boya doğal kınadır.

Aynı şekilde bazı ithalatçı, dağıtıcı ve kuaför salonları, “organik boya” adı ile andıkları bazı ürünlerini “sağlığına düşkün kişilere daha uygun”, “sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası” hatta “sağlığa iyi geldiği” gibi aldatmacalarla da insan sağlığını hiçe saymaktadırlar.

Sağlık Bakanlığı’nın ithalat öncesi ve sonrasındaki tüm kontrol ve denetlemelerine rağmen söz konusu ithalatçı ve dağıtıcılardan bazıları bu sözde organik saç boyalarının “kadınların sağlığını korumaya odaklanmış” ve “yalnızca en iyi kuaför salonlarında” bulunduğundan dem vurmakta, aynı zamanda kendi ürünlerinin doğal olarak güzelleşmenin tek anahtarı gibi de göstermeye çalışmaktadırlar.

Hâl böyle olunca yanlış algı ve tanıtım yönetimiyle bu ürünlerin kullanıldığı saç boyama hizmetleri de daha yüksek fiyatlardan tüketicilere sunulmaktadır.

Sadece saç boyasının içindeki birkaç bileşeni için verilmiş olan sertifikayı, ürünün tamamını organik gibi pazarlamaya çalışanlara da tanık oluyoruz. Bu sayede diğer zararlı bileşenler maskelenmeye çalışılmaktadır.

İngilizler organik, Almanlar ekolojik, Fransızlar biyolojik ifadelerini kullanırken Türkçede sıklıkla ve kontrolsüz bir şekilde “organik” veya "doğal" kavramları kullanılmaktadır.

“Amonyaksız” adı altında pazarlanan klasik ve sentetik saç boyaları için zararsız, bitkisel hatta organik sıfatlarının kullanılması büyük bir yanılgı ve yanıltmadır. Neden mi?
Organik Saç Boyası
Uçucu ve doğal bir madde olan amonyak, saç kütikülünü şişirerek sunî boya pigmentlerinin saça girmesini kolaylaştırır. Kendilerine çoğu zaman organik sıfatını takmış olan boyaların birçoğunda amonyak yerine Monoetanolamin (MEA) denen ve uçucu olmayan, daha kuvvetli başka bir alkali madde kullanılır. Bu madde kendi kendine arınmayacağı için saçta etkisi devam eder. Yani amonyakta olduğu gibi etkisi kendi kendine sonlanmaz.

Kozmetik ürünlerde eğer organik terimi kullanılacaksa kesinlikle resmi ve yerel bir otoritenin SERTİFİKASI ve aynı zamanda uluslararası ve bağımsız bir kuruluşun ONAYI gerekir. Bu kuruluşlar da sertifikayı vermeden önce birçok üretim aşamasını tek tek kontrol ederler. (Cosmos, EcoCert, BDIH, Eco Garantie, BIO Cosmetique ve ÖKO-TEST…)

Unutmayın, bir kozmetik ürünün içinde bitki özütü olması o ürünü organik yapmaz! O ürünün içinde hiçbir surette onaylanmış organik kimyasallar listesinde yer almayan sentetikler olmamalıdır.

Ülkemizde de bu tip sertifikalara sahip olmayan birçok ithal ürün, bu ürünlerin üretildiği ülkelerde bile kullanmadıkları kavramları ülkemizde, üstelik bazen "organik ve doğal" şeklinde bir arada bile rahatlıkla kullanabilmektedirler.

Bir kozmetik ürünün sadece hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması da o ürünün organik olduğu anlamına gelmez.

Organik kriterlerinden bazıları söyle listelenebilir:

• En az % 95 bitkisel ve doğal madde olmalı. Ham madde organik tarımdan gelmeli ve organik toplamayla hasat edilmiş olmalı.

• Hayvanlar üzerinde test edilmemiş olmalı.

• Hayvansal hammadde kullanılmamış olmalı.

• Sentetik boya, sentetik koku maddeleri, tüm mineral yağlar, ethoxilise, karbomerler, parabenler, silikon, parafin, Propilen glikol, fenoksietanol kullanılmamış olmalı.

• Ambalajı geri kazanılabilir olmalı.

Tüketicileri yanıltmayı, aldatıcı reklam ve tanıtımlar yaparak toplum sağlığıyla oynamayı önemsiz hatta maddi menfaatler açısından gerekli gören firmalara topyekûn itiraz etmenin vakti gelmiş hatta geçmektedir.

Erdinç Çetinçelik
Kozmetik ve Kuaför Eğitmeni

Kaynak : https://www.evleniyooruz.biz/news/organik-diye-adl...


Bebek Cilt Sağlığı İçin Organik Bebek Bezi ve Pişik Kremi’nin Önemi

14/09/2017
ile Admin Admin
Organik Bebek Zeki

Bebek cildi dermatologların da söylediği gibi 4-6 hafta arasında yetişkin insan cildi ile aynı pH değerlerine ulaşsa da hassas yapısı sebebiyle bir yetişkine göre hastalıklara daha açıktır. Sürekli kapalı olması, idrar ve dışkı sebebiyle neme maruz kalması gibi faktörlerden dolayı bebeğinizin poposu ve bu bölgedeki cilt sağlığı ise ayrı bir önem taşır. Sizler en değerli varlığınızın poposu kuru kalsın, pişik veya başka cilt sorunları yaşamasın diye bezini sık sık değiştirirken, bölgeyi pudra veya nemlendiricilerle yumuşatırken kullandığınız ürünlerin içeriğinde yer alan bazı kimyasallar ise uzun vadede bebeğine ciddi zararlar verebilir. O yüzden bu yazıda da bebek cilt sağlığı açısından organik bebek bezi ve organik pişik kreminin faydalarından bahsedelim.

Pişik Nedir?
Bebek cildinin idrarla temas ettiği bölgede ıslaklık, kapalı, havasız ortam ve bunların yanında sürtünmeden dolayı yaygın olarak görülen tahriş olma problemidir. İdrarlı bez yeteri kadar sık değiştirilmediğinde ve uzun süre kaldığında idrar amonyağa dönüşür ve havasız ortamda cildi de tahriş eden bu maddedir aslında.

Normalde pişik kremleri ile kolayca tedavi edilen bu durum pişik kremlerinin içeriğinde yer alan bazı kimyasallardan dolayı farklı sorunlara da yol açabilir.




Bebek Bezlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?


Yakında Neden Organik Tampon veya Organik Ped Kullanmalısınız? yazısında da bahsedeceğimiz bir madde olan o da ürünleri beyazlatma amacıyla kullanılan klor maddesi. Yetişkin insan sağlığı açısından bile yeteri kadar tehlikeli olan klor bebek bezlerinde de ağartma amacıyla kullanılıyor. Klorla ağartma işleminin artık maddesi dioxin ise vücutta biriktiğinde meme kanseri başta olmak üzere tüm kanser türleri için zemin hazırlıyor. Piyasada satılan klasik bebek bezleri ise –daha uygun fiyatlı olması sebebiyle- klorla beyazlatılan ve dioxin içeren ürünler. Organik bebek bezleri ise nispeten pahalı da olsa insan sağlığına zararı olmayan oksijen ile ağartılırlar.
Bebek bezlerinde klor dışındaki bir başka tehlike ise akrilamid. Normalde toz halinde bulunan ancak idrarla temas ettiğinde jelleşen akrilamid bebeğin poposuna yapışarak orada kalıyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu akrilamidi ‘insanlar için Grup 2A Olası Kanserojen’ sınıfına ve Avrupa Birliği ise Sınıf 2 karsinojen ve mutajen sınıfına almıştır. Akrilamid’in gıdalarda ve içme suyunda bulunmasının zararları ile ilgili bir blog yazısı da hazırlamaktayız. Bu maddeyle temas eden hayvanların vücutta birikim sonucu uzun vadede kansere yakalandığı görüldüğü için bebeğinizi uzak tutmanız gereken kimyasalların başında yer alıyor.


Organik Olmayan Pişik Kremlerinde Kullanılan Tehlikeli Maddeler Nelerdir?

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde sıkça kullanılan paraben aslında cildimizin temas edebileceği en tehlikeli kimyasallardan (bkz: Sağlıklı Makyaj Malzemelerinin Önemi).

Bunun dışında pişik kremlerinde sıkça kullanılan Triclosan ve Kanton CG de son derece tehlikeli maddeler.
Triclosan antibakteriyel özellikleri sebebiyle pişik kremlerinde tercih ediliyor ancak Proceedings of the National Academy of Sciences isimli tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre bu kimyasalın kas ve iskelet sistemine olumsuz etkileri olduğu ve bu sistemlerin gelişimlerini engellediği görülmüş. Ayrıca ;
linkini paylaştığımız haberde de okuyabileceğiniz gibi; ‘sabun, deterjan, şampuan ve diş macunu gibi kimyasal malzemelerin içinde bulunan Tricloasan'ın laborotuvar farelerinde karaciğer kanserini tetiklediği ortaya çıktı.’
The Independent, bilim insanlarının, anti- bakteriyellerde kullanılan Triclosan’ın kanser ve karaciğer rahatsızlıklarını tetiklediğini ortaya koyan bir araştırmasına yer verdi. Fareler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren California Üniversitesi’nden Prof. Robert Tukey, geniş kullanım alanı olan Triclosan maddesinin karaciğer toksinlenmesi üzerinde büyük risk oluşturduğunu ifade etti. Triclosan’ın, kanı temizleyen protein hücrelerine zarar vererek, karaciğere etki ettiği, bu etkiyi en aza indirmek için karaciğerin fazla hücre yapımına gitmesinin ise kanseri tetiklediği ifade edildi.

Triklosanın zararlı etkileri
• Suda bulunan klorla reaksiyona girerek kanserojen olan kloroform ve dioksine dönüşebiliyor
• Antibiyotiklere dirençli mikropların gelişime yol açabiliyor
• Hormon bozucu etkileri var (özellikle tiroit ve seks hormonları)
• Bağışıklığı ve beyinde hücre sinyallerini olumsuz etkiliyor
• Egzama gibi alerjik hastalıklara sebep olabiliyor
• Hem kalp hem iskelet kaslarnın fonksiyonlarını bozuyor
Ahmet Rasim Küçükusta hocamızın web sayfasındaki bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz.
http://ahmetrasimkucukusta.com/2012/08/16/yazilar/...

Metilkloroizotiazolinon adıyla da bilinen Kanton CG ise koku giderici olarak kullanılmakla birlikte başta ciltte tahriş ve allerjik reaksiyonlar olmak üzere zaman içerisinde hormonal bozukluklara sebep olduğu, karaciğer ve böbrekler için toksik olduğu görülmüş olan bir kimyasaldır.
http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-metilk...


Bebeğinizin Sağlığı İçin Sizin Yapabilecekleriniz

Aslında yazının başında en değerli varlığınızın hem cilt sağlığı hem de uzun vadede bütünsel sağlığı açısından tehlikeli maddelerden bahsettik. Ulaşması zor olsa da en sağlıklısı bu tarz zararlı maddeler içermeyen, organik maddeler kullanılarak üretilmiş, doğal ve organik olduğu uluslararası kurumlarca test edilip onaylanmış bebek bezleri ve pişik kremleri kullanmanızdır.
Natureyorganik ürün gamında yer alan organik bebek bezleri ve pişik kremleri için tıklayabilirsiniz.

Almanların en büyük korkularından birisi gıdalardaki zararlı katkı maddeleri

09/09/2017
ile Admin Admin

Anket sonuçlarına göre, geçen yıllara oranla artış gözlenen iki endişe nedeninin ise afetler ve gıdalarda bulunan zararlı maddeler olduğu kaydedildi. Anket geçen temmuz ayında patlak verdiği için zehirli yumurta skandalının bu tabloda etkisi olmadığının altını çizen Römstedt, artışın nedeninin çevre konularının medyada giderek daha fazla yer bulmasıyla açıklanabileceğini belirtti.

Kaynak : Deutsche Welle Türkçe

http://www.dw.com/tr/almanlar%C4%B1n-en-b%C3%BCy%C...

Organik Deterjan Nedir? Neden Önemlidir?

12/08/2017
ile Admin Admin
Organik Deterjan Nedir? Neden Önemlidir?

Çamaşır deterjanı, bulaşık deterjanı, sıvı sabun, yüzey temizleyici, yağ çözücü, ahşap temizleyici, çamaşır suyu, banyo temizleyici, cam temizleyici, arap sabunu, tuvalet (WC) temizleyici gibi pek çok temizlik maddesini hemen her gün evlerimizde kullanıyoruz. Peki evimize aldığımız, her gün tenimize direkt temas eden giysilerimizi yıkadığımız, kaçınılmaz olarak çocuklarımızın da dokunduğu, kullandığı bu ürünler ne kadar sağlıklı? Bu konuda neler biliyorsunuz?
Kendi sağlığımız konusunda nedense biraz daha umursamaz olduğumuz acı bir gerçek. Peki çocuklarımızın ve/veya bebeğinizin sağlığı konusunda çok daha hassas olduğumuzu kim inkar edebilir?

Hamilelik ve lohusalık dönemlerinde bu klasik temizlik ürünleriyle temasın solunum ve direkt cilt yoluyla kana karışan toksik ve kimyasal maddelerden dolayı daha tehlikeli olduğunu, hatta artık biraz daha hareketli olan küçük çocuklarınızın klasik zararlı kimyasallar içeren bu tarz deterjanlarla temasının hassas citleri ve genel sağlıkları açısından daha riskli olduğunu biliyor musunuz?


Bu yazıda sizlerle önce genel olarak deterjanlardan ardından da organik deterjan ürünlerinden bahsetmek istiyoruz. Aileniz, sevdikleriniz ve başta da kendiniz için en sağlıklı ürünleri seçmenize umarız yardımcı olabiliriz.

Deterjanlar Nasıl Çalışır?

Tüm temizlik maddelerinde asıl işi “yüzey aktif maddeler” yapar. Bu maddeler suda ve organik maddelerde çözünebilen ve çözünemeyen maddeleri bir arada bulunduran kimyasal çözeltilerdir. Surfaktan (Surface active agent) da denilen bu çözeltiler önce köpük oluşturup kiri söker ve daha sonra bu kiri su içerisinde hapsederek yıkanan ürüne geri dönmesini engeller. Yüzey aktif maddeler anyonik, katyonik, noniyonik veya amfoterik olabilir. Kimisi daha çok temizlik ürünlerinde kullanılırken kimisi de yumuşatıcı veya çamaşır sularında kullanılır. Hatta özellikle katyonik maddeler son derece toksik olmasından dolayı her türlü gıda ve kozmetikte kullanımı yasaktır.

Klasik Kimyasal Deterjanların Tehlikeleri Nelerdir?

Hayatımızda çok önemli bir kolaylık sağlamakla birlikte bu tarz kimyasallar insan hayatı ve çevre için son derece zararlıdır.
Doğada kolay kolay eriyemedikleri için zararlı bir çevresel atıktır. Akarsu ve denizlere karışarak balıklardan başlayıp pek çok canlıyı hatta insan hayatını tehdit eder. Organik ve doğal deterjan ürünlerinde ise böyle bir tehlike görülmez.
Bu tarz deterjanlar sadece mikroplara zarar vermekle kalmaz. Mikrop - insan ayrımı yapamadıkları için insanların da akciğer, karaciğer, cilt ve beyin gibi organlarında hücre ve doku düzeyinde kalıcı hasarlar bırakır. Hipoallerjenik yapıda olmadıkları için bağışıklık sisteminde aşırı tepki oluşması ile karakterize allerji ve reaktif hava yolu (astım) gibi hastalıklara sebep olurlar.
Üstelik bol suyla durulayarak bu kimyasallardan kurtulmak da mümkün değildir. Çünkü her türlü kimyasaldan kurtulmak için çamaşırları 8 ton, bulaşıkları 6 ton suyla durulamak, şampuan kimyasal artıklarından kurtulmak için ise yaklaşık 2 ton suyla durulanmak gerekir ki; bu pratikte imkansızdır.
Klasik deterjanlar sadece temizleme amacıyla içlerine konan maddelerle değil; koku verme, yumuşatma amacıyla gibi farklı sebeplerden dolayı da pek çok kimyasal içerir. Bu kimyasallara uzun süre ve sık sık maruz kalındığında kansere yol açtığı da görülmüştür.
Çamaşır veya bulaşık detarjanları çok da dolaylı olmadan, yani bu ürünlerle yıkanan giysiler ve mutfak malzemelerine dokunarak etkileşime girdiğimiz ürünlerdir. Onlar bile bu kadar tehlikeliyken ;şampuan, sıvı el sabunu gibi cilde tam ve doğrudan temas eden ürünlerin verebileceği zararı tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

Organik Temizlik Ürünleri Neden Tercih Edilmeli ?



Organik temizlik ürünlerinin hepsinde (ör: deterjanların) kullanılan ‘’ yüzey aktif madde’’ bitkiseldir. Bu noktada bir detaydan bahsetmek gerekir. Organik deterjan üretiminde su da kullanılır. Su organik bir madde olmadığı için bitkisel veya organik deterjan ürünleri teorik olarak 100% organik değildir. Ancak ürünün içeriğinde kullanılan diğer maddeler (örneğin organik zeytinyağı, organik lavanta) organiktir.
Bir deterjana organik denmesi için içerdiği kimyasalların belirli sınır değerlerin üzerine çıkmaması gerekir (çoğunlukla % 5-10). Tabi ki üretim esnasında kullanılacak bu kimyasallar seçilirken olası en az zararlı olanlar tercih edilir. Dolayısıyla çok daha az oranda kimyasal maddeye temas ederek, bitkisel ürünlerden elde edilmiş deterjanlarla hem sağlığınızı hem de çevreyi koruyabilirsiniz.

Organik Deterjan Markaları Nelerdir?


Sonett, EcoS3, Desert Essence, Miss W ve Seventh Generation sitemizde de ürünlerine erişebileceğiniz, kullananların son derece memnun olduğu markalardan.

Organik Deterjan Aldığınızdan Nasıl Emin Olabilirsiniz?

Uluslararası sertifika kuruluşları her türlü deterjan ve kişisel bakım ürünlerinin içeriklerini analiz ederek belirli sertifikalar veriyorlar. Organik deterjan konusunda en güvenilir kurumlar ise USDA Organic, Ecocert Organic, NaTrue gibi sertifika kuruluşları. Satın almayı düşündüğünüz ürün bu sertifikalardan bir veya birkaçına sahipse içiniz rahat bir şekilde kullanabilirsiniz.

Bu sertifikalara sahip olmayan ancak yine de üzerinde “bitkisel” yazan bir ürün almayı düşünüyorsanız o ürün organik değil, büyük ihtimalle ekolojiktir. Başka bir deyişle; çevre adına duyarlı bir alışveriş yapmış olursunuz, ancak kişisel sağlığınız açısından beklediğiniz düzeyde faydayı göreceğinizi söyleyemeyiz.
Bir başka ayırt etme kriteri ise ürünlerin raf ömrüdür. Normal şartlarda piyasada satılan ürünlerde uzun ömürlü olması için koruyucu kimyasallar kullanılır. Organik deterjan ürünlerinde ise koruyucu kimyasallar ya kullanılmaz ya da sahip olduğu sertifika standartlarına uygun olarak çok düşük oranlarda kullanılır, dolayısıyla organik deterjanların raf ömrü daha kısadır.

Organik temizlik ürünlerimizi incelemek için : http://natureyorganik.com/tr/temizlik/


Hamilelik Öncesi, Hamilelikte, Lohusalıkta ve Emzirirken Saç Boyanabilir mi?

10/08/2017
ile Admin Admin
Hamilelik Öncesi, Hamilelikte, Lohusalıkta ve Emzirirken Saç Boyama

HAMİLELİK ÖNCESİ, HAMİLELİKTE, LOHUSALIKTA VE EMZİRİRKEN SAÇ BOYATILABİLİR Mİ ?

Saç boyası hemen hemen tüm kadınların ve bazı erkeklerin hayatlarının bir döneminde kullandığı, hatta bazılarımızın sürekli olarak kullanmaya devam ettiği ürünlerden. Tabi pazar bu kadar büyük olunca da, piyasada onlarca oyuncu tarafından sunulan binlerce ürün var. Bunların hemen hepsi klasik kimyasal saç boyaları. Bir de organik, bitkisel, ekolojik, doğal diye nitelenen bir grup üründen haberdarız. Kimileri “organik ve doğal ürün olduklarına inanmıyorum, hepsinde kimyasallar var nasılsa” diyerek konunun önemini gözardı ederek kendisinin ve belki de bebeğinin sağlığını riske atıyor, kimileri de “bitkisel saç boyası dışında boya kullanmam” bilinç düzeyine kavuşmuş olmasına rağmen gerçek organik ve doğal bitkisel ürünleri nerede ve nasıl bulacağını bilemiyor.




Günümüzde kadınların çoğu klasik kimyasal bazlı saç boyalarının tehlikelerinin bilincinde olduğu için ve uzmanlar tarafından yapılan uyarılar sonucunda, hayat boyu değilse de en azından hamilelik, lohusalık (doğumdan sonraki ilk 6 hafta) ve emzirdikleri dönem boyunca saçlarını boyatmamaktadır. Bazı uzmanlar ise bu uyarıyı ''hamileliğin ilk 3 ayı bari saçınızı boyatmayın'' şeklinde yapıyorlar. Tabi ki bu uzmanlara sorulan sorunun konusu klasik kimyasal içerikli saç boyaları. Evet bir bakıma klasik kimyasal boyalar söz konusu olunca bu eksik de olsa bir çözüm sayılabilir. Hatta çocuk yapmaya çalışan çiftlerde hem erkek hem de kadının bu dönemde herhangi bir zararlı kimyasala maruz kalmamak çabasında olması en mantıklısıdır. Organik beslenme, organik temizlik ürünleri ve organik kozmetik ürünleri kullanmak dışında ise bu pek de mümkün görünmüyor.

Ancak özellikle bu heyecanlı, hassas ve çok özel dönemde hem güzelliğinizi ve bakımlı görüntünüzü korumak, hem de bebeğinizin ve kendinizin sağlığını korumak gerçek organik saç boyası ürünleriyle mümkün. Güvenilir, organik sertifikalı, yani gerçek organik saç boyaları ile bu dönemlerde de saçlar güvenle boyanabilir.

O yüzden hepimizin sağlığı için; özellikle de hamile ve emziren kadınlar için çok daha önemli olan

bitkisel, organik ya da doğal olarak isimlendirilen saç boyalarını gelin bu yazıda daha yakından tanıyalım.


5 Soruda Gerçek Organik Sertifikalı Bitkisel Saç Boyası


1. Bitkisel Saç Boyası Nedir?

İçerisinde başta amonyak ve peroksid olmak üzere kimyasal madde içermeyen, kına, çivit, yaban mersini, mavi kantaron, papatya, çay, soğan kabuğu veya hatmi çiçeği gibi bitkilerden elde edilen saç boyalarıdır.

Amonyak ve peroksid dışında kimyasal saç boyalarında fenilendiamin (PDA), o-toluylendiamin, resorcin, alfanaftol veya kurşunasetat gibi kimyasallar da kullanılabiliyor. Tabii ki bitkisel veya organik saç boyalarında da bazı kimyasallar kullanılabilir, sonuçta papatyayı dalından koparıp saçımıza sürünce saç rengimiz değişmiyor. Boyanın saça tutunması ve kalıcılığının sağlanması için az da olsa kimyasallara ihtiyaç var ancak bu kimyasalların sağlığa zararlı olmadığı bilinenlerden seçilmesi ve üründeki oranının % 5-10’u geçmemesi gerekir.

2. Kimyasal Saç Boyalarının Zararları Nelerdir?

Kimyasal saç boyaları her kullananda kansere yol açacak diye bir kural yok, ancak uzun süre ve sık kullanımda kansere ve diğer kronik hastalıklara yakalanma olasılığını önemli miktarda arttırdığı görülüyor. Özellikle de genetik yatkınlığı olan, kalıtsal olarak risk altındaki insanlarda çevresel faktörler olan organik dışı beslenme ve kozmetik ürünler yoluyla maruz kalınan kanserojen maddelerin çok azının bile kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı ve/veya yayılımını hızlandırdığı aşikar.

Bu tür saç boyalarının içerisindeki kimyasal ve toksik (zehirli) maddeler özellikle hamile ve emziren kadınlarda kan ve süt yoluyla bebeğe de geçebildiği için tehlikenin boyutu sevdiklerimiz için de büyük.

Kanser gibi ölümcül hastalıkları bir kenara koyarsak; organik olmayan boyaların içerisindeki kimyasal maddeler saçın doğal yapısını bozarak rengin nüfuz etmesi görevini yerine getirirken, daha ilk kullanımda başlayan ve giderek artan bir şekilde saçları matlaştırıyor, saç uçlarının kırılmasına sebep oluyor ve saçı kurutup kırılganlaştırıyor.

3. Bitkisel Saç Boyası Kullanmanın Faydaları Nelerdir?


- En başta; gerçek organik saç boyası ürünlerinin zararlı kimyasal madde içermemelerinden dolayı sağlığa oluşturdukları riskler yok veya yok denecek düzeyde azdır. Özellikle hamile ve emziren kadınların kullanımı için de bu geçerlidir.

- Bitkisel saç boyası kullanımının diğer bir önemli faydası; bu boyalar besleyici bitkisel kına özleri ile üretildikleri için beslerken saça parlaklık da vermesi ve saç tellerini onarmasıdır.


- Saç renginde radikal bir değişiklik yapmadığı, doğal saç rengin üzerinde nüanslar sağladığı için boya sonrası doğal bir görünüm elde edilir.

- Üretim aşamasında kullanılan teknikler sayesinde doğaya zarar vermeden ve ekolojik çevreyi tahrip etmeden üretilen bu ürünleri tercih ederek kendinize ve çocuğunuzun geleceğine bundan daha büyük bir yatırım yapamazsınız.

- Hayvanlar üzerinde test edilmeden üretilmiş olan ürünleri tercih ederek küçük dostlarımızı da korumuş olursunuz. Bu logoyu gördüğünüz zaman hayvan dostlarımızın test aracı olarak kullanılmadığı bir ürünü incelediğinizi anlayabilirsiniz.





4. Gerçek Organik Bitkisel Saç Boyası Kullanırken Bilmeniz Gerekenler



- Çok koyu veya çok açık renkler elde edilemez.



- Organik saç boyası bitkisel ürünlerden elde edildiği için çok geniş bir renk skalası yoktur.



- Ağartıcı ve açıcı içermediğinden her saç üzerinde renk verme etkisi farklı oranlarda olabilir. Bu nedenle saçı boyamadan önce çıkacak rengin tonunu tam olarak kestiremeyebilirsiniz. O yüzden genellikle saçın bir tutamını boyayarak sizin saçınızda oluşacak renk tonunu denemeniz önerilir.



- Yine ağartıcı ve açıcı içermediği ve bu nedenle de alttaki boyayı saçtan söküp atmadığı için alttaki saç rengini tamamen kapatmaz, beyaz tellere ise tama yakın renk verir. Dolayısıyla radikal saç rengi değişiklikleri için uygun değildir. Ancak saçında doğal görünümlü bir renklendirme isteyenler için en ideal ve sağlıklı çözümdür.



5. Bir Boyanın Bitkisel Saç Boyası Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?



Öncelikle kokusundan tahmin yürütebilirsiniz ancak bu asla emin olamayacağınız bir yöntem. Kimyasal saç boyaları ağır kimyasal kokular içerir, oysa bitkisel boyalar daha ferah ve belki bazen hoşunuza gitmeyen bir koku bile olsa doğal kokular yayar.



Daha garantili bir yöntem ise almayı düşündüğünüz ürünün sertifikalarını kontrol etmektir. Dünyada ürünlerin karışımını inceleyen ve doğal ürünlere sertifika vererek tescilleyen pek çok güvenilir kurum var. Aşağıda bahsettiğim kurumlardan bir veya birkaçının sertifikasına sahip bir bitkisel saç boyası görürseniz içiniz rahat bir şekilde satın alabilirsiniz.



BDIH: Sadece organik tarımla üretilen ve ekolojik şartlara uyum sağlayan, hayvanlar üzerinde deney yapılmayan (birkaç kurum hariç), ölü hayvanlardan elde edilmiş madde kullanılmasına izin vermeyen, sentetik boyar madde, petrokimyasallar, GDO ve silikon içermeyen ürünlere onay veren bir Alman sertifikası.



NaTrue: Üç farklı sertifika veren bir Avrupalı sertifika kurumu. Natural Cosmetics With Organic Portion sertifikası için ürün içeriğinin en az %70’inin organik yollarla üretilmesi, Natural Cosmetics sertifikası için organik tarım şartı gerekmese de bazı içerik kurallarına uyulması, Organic Cosmetics sertifikası vermek içinse ürün içeriğinin %95’inin organik tarımla elde edilmesi, GDO, silikon ve petrokimyasal kullanılmaması şartı arıyor.



Ecocert: Farklı sertifikalar veren kurum bu alanda da en bilinenlerden. Ecocert Natural Organic Cosmetic etiketi için ürün içeriğinin %95’inin bitkisel olması ve %10’unun da organik tarımla elde edilmesi, Ecocert Natural Cosmetic etiketi için de ürün içeriğinin %50’sinin bitkisel olması ve %5’inin da organik tarımla elde edilmesi şartını arıyor.



Hepsini burada tek tek yazamasam da Cosmebio, USDA, Soil Association gibi sertifikalar da benzer şartlarla ürünlere onay veriyorlar.



Almayı düşündüğünüz bir organik saç boyası ürününde bu serfikalardan bir veya birkaçını görmeniz halinde ürüne güvenebilirsiniz.



KUAFÖRÜNÜZÜ ORGANİK OLDUĞUNU SANDIĞI ÜRÜNLER KONUSUNDA UYARIN



Son yıllarda konuya olan ilginin artması üzerine; tüm iyi niyetine rağmen, konuya bilgi ve tecrübe anlamında hakim olmayan kuaför ve bakım uzmanlarının salonlarında ‘’organik içerikli yağlar içeren’’, ‘’organik boya özleri içeren’’, ‘’formaldehit içermez’’ ‘’ doğal bitkisel boya içerikli’’ gibi ifadelerle lanse edilen bazı ürünlerle karşı karşıya kalabilir ve bunları kullanmanız için öneriler alabilirsiniz. Özellikle de doğrudan satış yöntemiyle kuaför ve bakım salonlarına dağıtımı yapılan bu tip saç bakım ve saç boyası ürünleri; sizin, doğacak çocuğunuzun ve emzirdiğiniz bebeğinizin sağlığınızı tehdit etmeye malesef devam etmektedir. Bu gibi durumlarda kuaförünüzü veya saç bakım uzmanınızı bu konuda uyarmak ve belki bu yazıyı okumasını sağlamakla işe başlamasını sağlamak akıllıca olacaktır. Bu durumda size en uygun tavsiyemiz organik sertifikalı saç bakım ürününüzü ve saç boyanızı yanınızda götürüp sizin saçınızda o ürünün kullanılmasını sağlamanızdır.



Sitemizdeki organik saç boyası ve bakım ürünlerini incelemek için http://natureyorganik.com/tr/kisisel-bakim/sac-bakim/sac-boyalari/ linkine tıklayabilirsiniz



Yasal Uyarı : Bu sitede yazılan herşey bilgilendirme amaçlıdır, tavsiye niteliğindedir. İlaç, reçete ve tedavi yerine geçmez. Özellikle tıbbi durumlarda, sizi en iyi tanıyan ve takip eden doktorunuza danışmanız önerilir.

Yorumlar

Hiç mesaj bulunmadı

Yeni mesaj
eTicaretif